Şehrin en yoğun kavşaklarında, kırmızı ışık yandığında araçların arasına girerek su ve mendil satan ya da araçların camlarını temizleyen çocuklarla karşılaşılıyor. Günlük yaşamın sıradan bir görüntüsü hâline gelen bu tablo, çocukların maruz kaldığı sağlık ve güvenlik risklerini görünmez kılıyor. Sokakta çalıştırılan çocuklar; trafik kazası riski, egzoz kaynaklı hava kirliliği, uzun çalışma saatleri ve eğitimden kopuş gibi birden fazla sorunla karşı karşıya kalıyor.
TÜİK’in 2019 Çocuk İşgücü Araştırması’na göre Türkiye’de 5-17 yaş grubunda 720 bin çocuk ekonomik faaliyette bulunuyordu. Çalıştırılan çocukların yüzde 10,8’i çalışma ortamında kimyasal madde, toz, duman veya zararlı gazlara, yüzde 6,4’ü ise kaza riskine maruz kaldığını bildirdi. İSİG Meclisi’nin verileri de çocukların çalışma yaşamında ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koyarken, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in çalışmalarında trafik kaynaklı hava kirliliğinin çocukların solunum sistemi, akciğer gelişimi ve nörogelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiği belirtiliyor.
Kavşakta Çalıştırılan 11 Yaşındaki İ.E.: “Sürekli Öksürüyorum”
Şehrin en işlek kavşaklarından birinde 11 yaşındaki İ.E. ile karşılaşıyoruz. İ.E.’nin deneyimi, sokakta çalıştırılan çocukların trafik, hava kirliliği ve eğitimden kopuş gibi birden fazla riskle nasıl karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
İ.E. her gün kavşakta çalıştığını ve çalışma süresinin zaman zaman 10 saate ulaştığını söylüyor. Sabah saatlerinde başladığı çalışma, akşama kadar devam edebiliyor. Gün boyunca yoğun araç trafiğinin ve egzoz dumanının bulunduğu alanda çalışan İ.E., yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Bu işi 3 yıldır yapıyorum. Başlarda fark etmiyordum ama sonraları öğlen saatlerine doğru her gün başım çok dönmeye başladı. Sürekli öksürüyorum ve öksürüğüm eve gidince de geçmiyor. Otobüsler bazen önümden hızla geçiyor ve korkuyorum. Geçen sene kaç aracın aynası koluma çarptı ve son anda fren yaptılar. Arabalara hep dikkat etmek zorundayım çünkü aniden hareket edebiliyorlar.”
İ.E., okula kayıtlı olduğunu ancak çalıştığı için derslere düzenli devam edemediğini söylüyor. Daha önce sabahları okula gidip öğleden sonra çalıştığını belirten İ.E., geçen yıldan bu yana ödevlerini yapacak zaman bulamadığını ve okuldan giderek uzaklaştığını anlatıyor. Çalıştırılması, İ.E.’nin hem eğitim hakkına erişimini zorlaştırıyor hem de onu günün uzun bir bölümünde trafik ve hava kirliliği kaynaklı risklerle karşı karşıya bırakıyor.
“Yetişkinlerin Bile Maskeyle Durmakta Zorlanacağı Bir Yer”
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Aslıhan Uçkan, çocukların saatlerce bulunduğu trafik ortamındaki hava kirliliği ve diğer risklerin teknik boyutunu şöyle açıklıyor:
“Kavşaklar ve trafik ışıkları arabaların durup yeniden hareket ederken motorun en yüksek seviyede zehirli gaz ve ağır metalleri saldığı yerlerdir. Yetişkin insanların bile maskeyle dururken zorlanacağı ortamda çocuklar her gün maske ve herhangi başka bir koruyucu olmaksızın saatlerce duruyor. Ki bu çocuklar gelişim çağında ve maruz kaldıkları bu durum çok riskli çünkü ağır metaller, zehirli gazlar tam da bu çocukların boylarının olduğu 1,20 metre seviyede asılı kalıyor. Bununla birlikte yüksek desibelli sesler de bu risklere eşlik ediyor. Bu durum kronik hastalıklara neden olabilecek ve çocukların sağlık hakkını tehdit eden bir İSG krizidir.”

Hava Kirliliğinin Çocukların Gelişimi Üzerindeki Etkileri
Çocukların gelişim döneminde çevresel kirleticilere karşı daha hassas olduğunu belirten Çocuk Gelişimci Elvan Bozkurt, trafik kaynaklı hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın çocukların fiziksel ve bilişsel gelişimi açısından taşıdığı risklere dikkat çekiyor.
“Gelişim çağındaki çocukların akciğer kapasiteleri, bağışıklık sistemleri ve sinir sistemleri henüz gelişimini devam ettirmektedir. Çocuklar yetişkinlerden daha çok nefes alıp verirler ve bu durum zehirli gazları ciğerlerine daha çok çekmeleri anlamına geliyor. Bu gazlar çocukların sadece ciğerlerine zarar vermiyor. Kan yoluyla beyinlerine ulaşarak hem nörolojik hem bilişsel gelişimlerinde geri dönüşü zor hasarlar bırakıyor. Dikkat eksikliği, öğrenmede güçlük yaşama, sık sık baş ağrısı çekme ve ağır solunum yolu hastalıkları bu çocuklar için kronikleşen bir risk faktörüne dönüşüyor. Çocuğun en temel hakları arasında olan ‘sağlıklı bir çevrede yaşama, büyüme ve gelişim hakkı’ her geçen gün kavşaklarda ihlal ediliyor.”
Uzmanlar Yapısal Çözüm Çağrısı Yapıyor
Sekiz yıldır mevsimlik tarımda ve sokakta çalıştırılan çocuklarla farklı sivil toplum kuruluşlarında saha çalışmaları yürüten Sosyal Hizmet Uzmanı Rezzak Demircan, konuyu çocuk hakları ve kurumsal müdahale boyutuyla ele alıyor:
“Sokakta çalıştırılan çocuklar konusu sadece bir yoksulluk ve güvenlik sorunu olarak ele alınmamalıdır. Bu sistemsel bir çocuk hakları ihlalidir. Sahadaki deneyimler gösteriyor ki bu durumun nedeni sosyal koruma sistemlerindeki yetersizliklerdir. Anlık cezalar kalıcı çözüm sunmaz. İlgili kurumların işbirliğiyle kalıcı çözüm bulunması şarttır. Hak temelli bir çocuk koruma sistemi kurulmadığı sürece çocuklar için sokaktaki İSG risklerini önlemek mümkün olmayacaktır.”
Ecumenical Humanitarian Organization (EHO) Serbia bünyesinde koruma çalışmaları yürütmüş Sosyal Hizmet Uzmanı Gülcan Güzel ise sorunun çözümünde ailenin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekiyor:
“Uzun vadede ise bu meselenin yalnızca kriz dönemi müdahalesi değil, çocuk-aile-toplum temelli bütüncül ve güçlü bir sosyal politika yaklaşımıyla ele alınması gerekmektedir.”

Hak Temelli Bir Yaklaşım Gerekli
Sokakta çalıştırılan çocuklar konusu yıllardır çoğunlukla yoksulluk ve güvenlik ekseninde ele alınıyor. Oysa çocukların karşı karşıya kaldığı trafik, hava kirliliği, uzun çalışma süreleri ve eğitimden kopuş gibi riskler, meselenin çocuk hakları ile sağlık ve güvenlik boyutunu da ortaya koyuyor.
Sokakta çalıştırılan çocukların maruz kaldığı sağlık ve güvenlik risklerinin görünür kılınması; çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, eğitim hakkına erişimin sağlanması ve çocukların çalıştırılmasına yol açan yapısal koşulların ortadan kaldırılması açısından önem taşıyor.
