"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Analiz/Dosya

Kurban Bayramı Etkinlikleri Çocuk Psikolojisi Açısından Yeniden Gündemde

Okullardaki kurban temalı etkinlikler pedagojik uygunluk açısından yeniden gündemde. Uzmanlar, çocukların gelişim düzeyi ve psikolojik güvenliğinin gözetilmesi gerektiğini belirtiyor.
Haber: Barış Abi Mayıs 27, 2026 3 Dakika

MediaCH – Anaokulu ve ilkokullarda Kurban Bayramı kapsamında yapılan bazı etkinlikler yeniden tartışma konusu oldu. Özellikle küçük yaş gruplarına yönelik hazırlanan koyun ve kuzu maketleri, temsili kesim canlandırmaları ve kurban temasının sınıf içi etkinliklere taşınması; çocuk psikolojisi, pedagojik uygunluk ve çocuk hakları açısından uzmanların dikkat çektiği başlıklar arasında yer alıyor.

Geçmiş yıllarda bazı okullarda sınıf içinde maket hayvanlar üzerinden temsili kesim yapılmasına ilişkin görüntüler sosyal medyada gündem olmuş, çocuk hakları savunucuları ve eğitimciler bu tür uygulamaların küçük yaş grupları açısından uygun olup olmadığını tartışmaya açmıştı. Bu yıl da Kurban Bayramı öncesinde bazı okullarda benzer etkinlik hazırlıklarının paylaşılması tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Uzmanlar ise tartışmanın dini bayramların varlığı üzerinden değil; okul öncesi çağdaki çocukların gelişim özellikleri, pedagojik sınırlar ve çocukların psikolojik iyi oluşu üzerinden yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.

“Çocuk Soyut Düşünemez, Ölümü Yetişkin Gibi Kavrayamaz”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan çocuk hakları savunucusu ve Her Yer Çocuk Derneği danışmanı Hatice Göz, okul öncesi dönemde çocukların soyut düşünme becerilerinin henüz gelişim aşamasında olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Okul öncesi yaş grubu, hatta 11-12 yaşa kadarki dönem, çocuklukta henüz soyut düşünme kapasitesinin gelişmediği bir dönemdir. Çocuk yaşamı, olayları ve ilişkileri daha çok somut biçimde anlamlandırır. Özellikle erken çocukluk döneminde çocuk tamamen somuta odaklıdır.”

Göz’e göre bu yaş grubundaki çocuklara ölüm, kesim ve kan gibi kavramların temsili sahneler üzerinden aktarılması pedagojik açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir alan.

“Çocuk buna hazır değildir. Ölümü dahi yetişkin gibi kavrayamayan çocuklara maketler üzerinden kurban ritüelini anlatmaya çalışmak, çocuğun gelişim dönemindeki duygu ve düşünce dünyasını yeterince gözetmeyen bir yaklaşım olabilir.”

“Çocuklar Yoğun Görüntülere Maruz Bırakılmamalı”

Uzman Psikolojik Danışman Ferhat Men de özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların ölüm ve kesim gibi kavramları yetişkinlerden farklı biçimde anlamlandırabildiğini belirtti.

Men’e göre özellikle hazırlıksız biçimde yoğun görüntülere maruz kalan bazı çocuklarda korku, kaygı artışı, uyku sorunları ya da ölümle ilgili yoğun sorular görülebiliyor.

“Çocuğun yaşı, mizacı, maruz kalma biçimi ve yetişkinlerin yaklaşımı belirleyici oluyor. Özellikle küçük yaş grubundaki çocukların kesim anını izlemeye zorlanmaması gerekiyor.”

Ferhat Men, çocukların korkularının küçümsenmemesi gerektiğini belirterek, “abartıyorsun”, “alışman lazım” gibi ifadelerin de çocukların kaygılarını artırabileceğine dikkat çekti.

“Bayramın Dayanışma ve Paylaşma Boyutu Öne Çıkarılabilir”

Hatice Göz, dini bayramların tamamen yok sayılması yerine çocukların yaş özelliklerine uygun biçimde ele alınmasının önemli olduğunu belirtti.

“Bayram anlatılacaksa paylaşmak, dayanışmak, yaşlıları ziyaret etmek, birlikte vakit geçirmek gibi yönleri öne çıkarılabilir. Çocuk korkutulmamalı, zorlanmamalı.”

Göz ayrıca çocukların din ve vicdan özgürlüğüne sahip bireyler olduğunun unutulmaması gerektiğini de vurguladı.

“Çocuğu henüz kendi inancını seçecek yaşta olmayan ama din ve vicdan özgürlüğü olan bir birey olarak görmek gerekiyor.”

“Çocukların Din ve Vicdan Özgürlüğü de Gözetilmeli”

Hatice Göz, konunun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda çocuk hakları boyutu bulunduğunu da vurguladı. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocukların düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün güvence altına alındığını hatırlatan Göz, eğitim ortamlarında çocukların çeşitliliğinin gözetilmesi gerektiğini söyledi.

“Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların din ve vicdan özgürlüğü hakkı olduğunu söyler. Çocuklar otomatik olarak belli bir inanca ait bireyler gibi görülmemeli. Eğitim ortamlarında çocukların gelişimini, farklılıklarını ve haklarını gözeten bir yaklaşım kurulmalı.”

Göz ayrıca farklı inanç ve kültürel geçmişlerden gelen çocukların bulunduğu sınıflarda dini içerikli etkinliklerin dikkatle planlanması gerektiğini belirtti:

“Alevi çocuklar var, farklı inançlardan ya da herhangi bir dini inancı benimsemeyen ailelerden gelen çocuklar var. Çocukların kendilerini dışlanmış ya da baskı altında hissedecekleri uygulamalardan kaçınılmalı.”

Ferhat Men ise özellikle okul öncesi dönemde temel önceliğin çocukların psikolojik güvenliği, gelişim düzeyleri ve üstün yararı olması gerektiğini söyledi.