"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Analiz/Dosya

Mardin’in Kuyubaşlarında Çocukların Eğitim Hakkı Ulaşım Engeline Takılıyor

Mardin’in kuyubaşlarında yaşayan çocuklar, ulaşım ve altyapı sorunları nedeniyle eğitim ve koruma hizmetlerine erişmekte güçlük çekiyor; bazıları çalıştırılıyor, bazıları ise yaşlarına uygun olmayan bakım sorumlulukları üstleniyor.
Muhabir: Rengin Uçkan Eylül 8, 2026 4 Dakika

Haber Fotoğrafı: evrensel

MediaCH – Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca çocuk için okul heyecanı başlarken, Mardin’in geniş tarım alanlarında hayat onlarca çocuk için aynı şekilde akmıyor. Burada yaşayan çocuklar için eylül, okul sıralarından çok çamur, ev içi sorumluluklar ve eğitimden uzak kalmak anlamına geliyor.

Yereldeki sivil toplum kuruluşu çalışanlarının “kuyubaşları” olarak adlandırdığı bu alanlar, artezyen kuyularından çekilen suyla sulanan tarım alanlarını ve çevresindeki küçük yerleşimleri ifade ediyor. Şehir merkezindeki yüksek kiralar, faturalar ve işsizlik nedeniyle geçim sıkıntısı yaşayan bazı aileler için bu alanlar bir barınma seçeneğine dönüşmüş durumda. Ancak özellikle çocuklar açısından eğitim, korunma ve sosyal hizmetlere erişimde ciddi sorunlar yaşanıyor.

En büyüğü yaklaşık 20 metrekare olan tek odalı beton yapılarda, kira ve fatura ödemeden yaşayan aileler, bağlı oldukları köye yalnızca 2-3 kilometre uzaklıkta olmalarına rağmen toplumsal yaşamdan büyük ölçüde izole durumda. Yoğun sulama nedeniyle çamura dönüşen ve araçların geçişini zorlaştıran yollar, hem insani yardım çalışmalarının hem de kamusal hizmetlerin bu alanlara erişimini güçleştiriyor. Bu fiziksel izolasyon, özellikle çocukların eğitim, sağlık ve koruma hizmetlerine erişimini daha da zorlaştırıyor.

Lider Kadın Derneği Koruma Sorumlusu Gülsüm Kaya, kuyubaşlarındaki altyapı sorunlarının çocuk koruma mekanizmalarına erişimi de etkilediğini belirtiyor:

Alanda altyapının çok yetersiz olması çocuk koruma sistemlerini de devre dışı bırakıyor ve alandaki çocukları görünmezleştiriyor.

Kaya’ya göre bu görünmezlik, çocukların yalnızca eğitimden kopmasına değil, ihmal ve istismar risklerine karşı daha savunmasız hâle gelmesine de yol açıyor.

Taşımalı Eğitimin Ulaşamadığı Çocuklar

Yeni eğitim-öğretim dönemi başlarken kuyubaşlarında yaşayan çocukların eğitime erişiminin önündeki temel sorunların ailelerin çocuklarını okula göndermek istememesinden değil, ulaşım ve altyapı yetersizliklerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Kilometrelerce uzaktaki köy okullarına yürüyerek ulaşmaları mümkün olmayan çocuklar, servis hizmetinin sağlanamadığı durumlarda eğitimden uzak kalıyor. Bu tablo, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 28. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkına erişim açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.

Sahada çocuk hakları alanında çalışanların aktardığına göre, aileler ve savunucular taşımalı eğitime erişim için milli eğitim müdürlüklerine başvurduğunda okul üzerinden dilekçe verilmesi isteniyor. Ancak gerekli öğrenci sayısının oluşmaması ya da servis aracının yerleşime ulaşabileceği bir yol bulunmaması nedeniyle bazı çocukların taşımalı eğitimden yararlanamadığı belirtiliyor.

Sahada görüşülen hanelerden birinde yaşayan bir çocuk da altyapı eksikliği ve servis hizmetinin sağlanamaması nedeniyle okula düzenli devam edemiyor. Bağlı oldukları köyün yerleşim alanına uzak bir noktada yaşayan çocuk, yalnızca eğitimden değil, akranlarıyla kuracağı günlük ilişkilerden de uzak kalıyor. Ailesi ise okula gidemediği dönemlerde çocuğun tarımsal sulama işlerinde çalışmasını istiyor. Böylece eğitime erişememe sorunu, çocuğun çalıştırılmasıyla birlikte ikinci bir koruma riskine dönüşüyor.

Çocuklara Yüklenen Bakım ve Ev İçi Sorumluluklar

Kuyubaşlarındaki çok boyutlu izolasyon çocukları yalnızca okuldan koparmıyor; bazı çocukların yaşlarına uygun olmayan bakım ve ev içi sorumluluklar üstlenmesine de yol açıyor. Şehirdeki ağır ekonomik koşullar nedeniyle aileler tarımsal alanlarda düşük ve güvencesiz ücretlerle çalışmak zorunda kalırken, gün doğumundan akşam saatlerine kadar süren çalışma düzeni ev içindeki sorumlulukların küçük yaştaki çocukların üzerine kalmasına neden olabiliyor. Hanedeki yetişkinler ve daha büyük çocuklar sulama işlerini yürütürken, küçük çocuklar ev işleri ve kardeş bakımını üstleniyor.

Görüşülen hanelerden birinde yaşayan diğer bir çocuk da evdeki bakım ve ev işlerinin önemli bir bölümünü üstleniyor. Hanedeki daha büyük bireyler sulama işlerinde çalışırken, çocuk tek odalı evde kendisinden küçük kardeşlerinin bakımından ve ev işlerinden sorumlu tutuluyor. Bu durum, çocuğun oyun, dinlenme, eğitim ve yaşına uygun gelişim hakkını doğrudan etkileyen bir bakım yüküne dönüşüyor.

Kardeş bakımının ve ev içi sorumlulukların küçük yaştaki çocukların üzerine bırakılması, çocukların kendi gelişimsel ihtiyaçlarına, eğitime, oyuna ve akran ilişkilerine ayırabilecekleri zamanı daraltıyor.

“Burası Bir Nevi Sığınak Olarak Görülüyor”

Kuyubaşlarında uzun yıllar koruma çalışmaları yürüten Sosyal Hizmet Uzmanı Betal Turunç, ailelerin bu alanlara yönelmesinde şehir merkezindeki barınma ve geçim sorunlarının belirleyici olduğunu söylüyor. Uzun yıllara dayanan saha gözlemlerini aktaran Turunç, durumu şöyle anlatıyor:

Kentsel alanlarda kiraları karşılayamayan, faturaları ödeyemeyen ve iş bulamayan aileler, bir nevi sığınak olarak buraları görüyor.

Turunç, kira ve fatura ödemeden barınma imkânının ailelerle işveren arasında bir bağımlılık ilişkisi oluşturabildiğine de dikkat çekiyor. Ailelerin ağır yaşam koşullarına rağmen çocukların eğitimine önem verdiğini belirten Turunç, asıl sorunun ailelerin tutumundan değil, hizmetlere erişimdeki yapısal engellerden kaynaklandığını söylüyor:

Ailelerin çocuklarını okutma isteği ve eğitime verdikleri değer çok yüksek. Ancak buradaki temel sorun, ailelerin çocuklarını okula göndermek istememesi değil; altyapı yetersizliği, ulaşım problemleri ve sistemin sunduğu imkânların bu çocuklara erişememesidir.

Taşımalı Eğitim ve Altyapı Sorunları İçin Çözüm Çağrısı

Okulların açılmasıyla birlikte kuyubaşlarında yaşayan çocukların eğitim ve koruma hizmetlerine erişimde yaşadığı sorunlar yeniden görünür hâle geliyor. Uzmanlar, bu alanlarda ulaşım ve altyapı sorunlarının giderilmesi, taşımalı eğitim olanaklarının yerleşimlerin koşullarına göre güçlendirilmesi ve ilgili kamu kurumlarının düzenli izleme mekanizmaları oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.