MediaCH – Kız çocuklarının eğitimden kopması ile erken yaşta evlendirilmesi arasındaki ilişki, eğitim hakkının yanı sıra korunma, gelişim ve çocuğun kendi yaşamına ilişkin kararlara katılma hakkını da doğrudan etkileyen bir çocuk hakları sorunu olarak öne çıkıyor.
UNICEF, erken yaşta evlendirilen kız çocuklarının 18 yaşından önce evlendirilmeyen akranlarına göre okulda kalma olasılıklarının daha düşük olduğuna dikkat çekiyor. Kurum, eğitimden kopuş ile erken yaşta evlendirilme arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğunu; erken yaşta evlendirilmenin eğitimi kesintiye uğratabildiğini, okuldan ayrılan kız çocuklarının da evlendirilme riskinin artabildiğini belirtiyor.
UNICEF Türkiye de erken yaşta evlendirmenin çocukların eğitimini sınırlandırdığını, sağlıklarını olumsuz etkileyebildiğini ve onları şiddet ile yoksulluk riskine daha açık hâle getirdiğini belirtiyor.
Türkiye’de 2025’te 8 bin 68 kız çocuğu resmi olarak evlendirildi
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, 16–17 yaş grubunda 8 bin 68 kız çocuğu ile 574 erkek çocuğunun resmi evlenmesi kayıtlara geçti. Bu yaş grubundaki kız çocuklarının resmi evlenmeleri, 2025’te toplam kadın evlenmelerinin yüzde 1,5’ini oluşturdu. TÜİK verileri yalnızca resmi evlenmeleri kapsıyor.
Van’da ise 2025 yılında 16–17 yaş grubunda 224 kız çocuğunun resmi olarak evlendirildiği kaydedildi. Kentte bu yaş grubundaki kız çocuklarının evlenmeleri, kadınların toplam resmi evlenmelerinin yüzde 3,1’ine karşılık geldi.
Uluslararası veriler ise resmi evliliklerin ötesinde, 18 yaşından önce gerçekleşen evlilikleri ve evlilik benzeri birliktelikleri birlikte değerlendiriyor. UNICEF verilerine göre Türkiye’de 20–24 yaş grubundaki kadınların yüzde 15’i 18 yaşından önce evlenmiş veya evlilik benzeri bir birliktelik yaşamış durumda. Bu veri 2018 yılına dayanıyor.
Dünya genelinde ise UNFPA’ya göre her beş kız çocuğundan biri 18 yaşından önce evlendiriliyor ve her yıl yaklaşık 12 milyon kız çocuğu 18 yaşına ulaşmadan evleniyor. UNFPA, erken yaşta evlendirmenin eğitim hakkı başta olmak üzere kız çocuklarının sağlık, güvenlik ve geleceklerine ilişkin hakları üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
“Okula devam ederken bırakmam gerektiğini söylediler”
Van’ın kırsal bir yerleşiminde yaşayan Zeynep S., 13 yaşında okuldan alındığını ve 14 yaşında evlendirildiğini anlatıyor. Eğitim hayatının nasıl sona erdiğini şu sözlerle aktarıyor:
“Okula devam ediyordum. Defterlerim, kitaplarım, öğretmenim… Her şey hayatımın normal bir parçasıydı. Bir gün bana artık okula gitmeyeceğimi söylediler. Ne olduğunu bile anlayamadım. O an nedenini sormak aklıma bile gelmedi, sadece şaşkınlık vardı. Ertesi gün de okul yoktu, arkadaşlarım yoktu.”
Zeynep S., kendisi hakkında verilen kararlarda söz sahibi olmadığını belirterek eğitimine devam etmek istediğini söylüyor:
“O yaşta insan ne evliliği bilir ne de hayatın ağırlığını. Ben sadece okumak istiyordum. Okula gitmek, ders çalışmak ve hayata oradan tutunmak benim için tek gerçekti. Ama o yaşta verilen kararlar, benim istediğim hayatı değil, bambaşka bir hayatı belirledi.”
Zeynep S.’nin anlatısı, erken yaşta evlendirilme sürecinin yalnızca medeni durum değişikliği olmadığını; çocuğun eğitim hayatına devam edip etmeyeceğinin de kendi iradesi dışında belirlenebildiğini gösteriyor.
Eğitimdeki bölgesel eşitsizlik Van verilerine de yansıyor
Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu, ortaöğretimde okullaşma oranlarının bölgeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğine dikkat çekiyor. Raporda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ortaöğretimde en düşük okullaşma oranlarının görüldüğü bölgeler arasında yer alırken, bölgeler arasındaki farkların eğitim hakkına erişimdeki eşitsizliklerin sürdüğünü gösterdiği belirtiliyor.
TÜİK’in 2025 yılı Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ise Türkiye’de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 9,6 yıl olarak hesaplandı. Van’da bu süre 8,3 yıl oldu. TÜİK verileri, Van’ın ortalama eğitim süresinin 2016–2025 döneminde yüzde 33,1 arttığını da gösteriyor.
Kentte 2025 yılında okuma yazma bilmeyen 43 bin 429 kişinin 37 bin 91’ini kadınlar, 6 bin 338’ini erkekler oluşturdu. Bu veriler doğrudan kız çocuklarının okuldan ayrılma nedenlerini göstermese de kentte eğitim göstergelerindeki cinsiyet farkının boyutuna ilişkin bir görünüm sunuyor.
Eğitimden kopuş ve erken yaşta evlendirilme birbirini besleyebiliyor
Kız çocuklarının eğitimden kopuşu tek bir nedene bağlı değil. Yoksulluk, aile içindeki iş ve bakım yükü, toplumsal cinsiyet rolleri ile erken yaşta evlendirmenin normalleştirilmesi aynı süreç içinde etkili olabiliyor.
UNICEF de kız çocuklarının eğitime erişiminin önündeki engeller arasında yoksulluk, erken yaşta evlendirilme ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti gösteriyor. Kuruma göre kız çocuklarının özellikle ortaöğretime devam edebilmesi, erken yaşta evlendirilme riskinin azaltılmasında önemli bir koruyucu unsur.
Erken yaşta evlendirilme ile okuldan ayrılma arasındaki ilişkinin tek yönlü olmadığına dikkat çeken UNICEF, 18 yaşından önce evlendirilen kız çocuklarının okulda bulunma ihtimalinin daha düşük olduğunu, okuldan ayrılan kız çocuklarının ise evlendirilme ihtimalinin yükseldiğini belirtiyor.
“Çocuğun yaşamına ilişkin söz hakkı zayıflıyor”
Psikolog Pelin İnan’a göre erken yaşta evlendirilme yalnızca eğitim sürecinin kesintiye uğraması üzerinden değerlendirilemez.

İnan, bunun çocuğun oyun hakkını, güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyümesini ve kimlik gelişimini de etkileyebileceğini belirterek çocukluk döneminde çocuk adına alınan bu tür kararların uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
İnan, “Uzun vadede özgüven kaybı, sosyal izolasyon, travmatik deneyimlerin kalıcılaşması ve bireyin kendi yaşamına dair söz hakkının zayıflaması gibi etkiler ortaya çıkabilir” diyor.
“Sorun bireysel kararlarla açıklanamaz”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Ayşe Kaşıkırık da erken yaşta evlendirilme ile eğitimden kopuşun yalnızca bireysel hikâyeler üzerinden açıklanamayacağını belirtiyor.

Kaşıkırık’a göre toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ekonomik kırılganlık ve bölgesel eğitim farklılıkları bu süreci besleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
“Erken yaşta evlilikleri yalnızca bireysel kararlar üzerinden değerlendirmek, sorunun yapısal boyutunu gözden kaçırmak anlamına gelir” diyen Kaşıkırık, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı bölgelerde bu koşulların birbirini güçlendirebildiğini ifade ediyor.
UNFPA da erken yaşta evlendirmenin temel nedenleri arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekonomik eşitsizliği gösteriyor. Kurum, kız çocuklarının kaliteli eğitime erişiminin sürdürülmesini erken yaşta evlendirilmenin önlenmesinde temel araçlardan biri olarak değerlendiriyor.
Eğitim, korunma ve gelişim hakkı birlikte etkileniyor
Avukat Aslı Murat ise çocukların eğitim hayatından koparılması ve erken yaşta evlendirilmesini yalnızca bireysel veya aile içi kararlar olarak değerlendirmemek gerektiğini söylüyor.

Murat, erken yaşta evlendirme vakalarının yapısal sorunlarla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
“Çocukların eğitim hayatından koparılması, onları doğrudan erken yaşta evlilik riskinin ve istismarın kucağına itiyor” diyen Murat, çocukların bağımsız hak sahibi bireyler olduğunun gözetilmesi gerektiğini vurguluyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukların eğitim hakkını ve şiddet, kötü muamele ile sömürüden korunmasını güvence altına alıyor. UNICEF ve UNFPA da 18 yaşından önce gerçekleşen evlilik veya evlilik benzeri birliktelikleri çocuk hakları ihlali olarak değerlendiriyor. Zeynep S.’nin 13 yaşında okuldan alınması ve bir yıl sonra evlendirilmesi ise bu hakların ihlalinin bir çocuğun yaşamında nasıl karşılık bulabildiğini gösteriyor.
