MediaCH – Çocukların ekran kullanımı ile gelişim ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen en kapsamlı güncel değerlendirmelerden biri, ekranların etkisinin yalnızca “kaç saat kullanıldığı” üzerinden açıklanamayacağını ortaya koydu.
JAMA Pediatrics dergisinde 28 Eylül’de yayımlanan araştırmada, daha önce yapılmış 23 meta-analizin sonuçları yeniden değerlendirildi. Çalışma, 64 ülkeden 2 milyon 817 bin 252 çocuğun verisini kapsıyor. Araştırmaya 18 yaş ve altındaki çocuk ve ergenleri inceleyen toplum temelli çalışmalar dahil edildi.
Araştırmacılar çocukların ekran temelli medya kullanımı ile akademik başarı, dil gelişimi, bilişsel beceriler, davranışsal sorunlar, sosyal ilişkiler ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıları inceledi.
Akademik başarı ve dil becerileriyle ilişki bulundu
Araştırmada genel ekran kullanımı ile çocukların genel akademik başarıları arasında düşük düzeyde negatif ilişki saptandı.
Benzer bir ilişki dil becerilerinde de görüldü. Araştırmacılar, ekran kullanımının arttığı gruplarda genel akademik başarı ve dil becerilerinin ortalamada daha düşük seyrettiğini belirledi.
Ancak çalışma, ekran kullanımının matematik, fen veya okuma puanlarıyla ayrı ayrı anlamlı bir ilişki göstermediğini ortaya koydu.
Yürütücü işlevler olarak tanımlanan planlama, dikkat ve davranışı düzenleme becerileriyle de anlamlı bir ilişki bulunmadı. Çocukların başkalarına yardım etme ve iş birliği gibi olumlu sosyal davranışları açısından da istatistiksel olarak güvenilir bir bağlantı saptanmadı.
Bu sonuç, ekran kullanımının çocuk gelişiminin bütün alanlarını aynı şekilde etkilediği yönündeki genellemeleri desteklemiyor.
Duygusal ve davranışsal sorunlarla bağlantı görüldü
Çalışmada ekran kullanımıyla daha belirgin ilişki görülen alanların başında çocukların duygusal ve davranışsal güçlükleri geliyor.
Genel ekran kullanımının; kaygı, depresif belirtiler ve içe kapanma gibi içe yönelim sorunlarıyla düşük düzeyde ilişkili olduğu belirlendi.
Saldırganlık, dürtüsellik ve davranış sorunları gibi dışa yönelim sorunlarıyla da benzer düzeyde ilişki görüldü.
Araştırmada duygusal sorunlar ve akran ilişkilerindeki güçlüklerle daha yüksek ilişkiler saptandı. Ancak uzmanlar, bu iki sonucun daha az sayıda çalışmaya dayanması ve çalışmalar arasında büyük farklılıklar bulunması nedeniyle özellikle dikkatli yorumlanması gerektiğini belirtiyor.
Sosyal medya kullanımında da ilişki var ancak etki küçük
Araştırmada sosyal medya kullanımı ayrıca değerlendirildi.
Sosyal medya kullanımı ile kaygı, depresif belirtiler ve içe yönelim sorunları arasında ilişki bulundu. Ancak ilişkinin büyüklüğü düşük düzeyde kaldı.
Çalışmayı değerlendiren Zaragoza Üniversitesinden sosyolog Tatiana Íñiguez Berrozpe, araştırmanın yaklaşık 3 milyon çocuğu kapsaması nedeniyle metodolojik olarak güçlü olduğunu ancak bulguların kamuoyundaki “ekranlar çocukların ruh sağlığını bozuyor” şeklindeki basit anlatıyı desteklemediğini belirtti.
Berrozpe’ye göre ekran kullanımı ile bazı ruh sağlığı ve akademik göstergeler arasındaki ilişkiler genel olarak oldukça küçük ve çocuklar arasındaki farklılıkların yalnızca küçük bir bölümünü açıklıyor.
Cep telefonu, televizyon ve oyun aynı sonucu vermiyor
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de ekran türlerinin etkilerinin birbirinden farklılaşması.
Bazı analizlerde ruhsal sıkıntılarla bağlantının cep telefonu kullanımında televizyon veya video oyunlarına göre daha güçlü olduğu görüldü.
Aynı zamanda ilişkinin ergenlerde küçük çocuklara kıyasla daha belirgin olduğu bazı sonuçlar da bulundu. Araştırmacılar, yaşın ve kullanılan cihaz türünün sonuçları değiştirebildiğini belirtiyor.
Bu bulgu, bütün ekran kullanımını tek bir kategori altında değerlendirmenin sınırlılıklarını da ortaya koyuyor.
Bir çocuğun ödev yapmak için bilgisayar kullanması, arkadaşlarıyla çevrim içi oyun oynaması, ailesiyle birlikte bir içerik izlemesi veya sosyal medya akışında uzun süre pasif biçimde gezinmesi aynı “ekran süresi” başlığı altında ölçülebiliyor.
Oysa uzmanlara göre bu kullanımların çocuk açısından anlamı ve olası sonuçları birbirinden farklı.
Uzmanlar: Ne izlendiği ve nasıl kullanıldığı da önemli
İspanya Murcia Üniversitesinden Víctor González Calatayud, araştırmaların önemli bölümünde ekranın hangi amaçla kullanıldığı, çocuğun hangi içeriğe maruz kaldığı veya ekran kullanımının ne ölçüde etkileşimli olduğu gibi unsurların yeterince ölçülmediğine dikkat çekiyor.
Loughborough Üniversitesinden davranışsal epidemiyoloji profesörü Esther van Sluijs de araştırmanın büyük ve yüksek kaliteli bir değerlendirme olduğunu ancak sosyal medya, oyun veya farklı dijital kullanım türleri hakkında kesin sonuçlara varmak için yeterli veri bulunmadığını belirtiyor.
Uzmanların ortaklaştığı noktalardan biri, çocukların ekran kullanımını değerlendirirken yalnızca süreye odaklanmanın yetersiz kalması.
Ekranın hangi amaçla kullanıldığı, hangi içeriğin tüketildiği, çocuğun yaşı, kullanımın günün hangi saatinde gerçekleştiği ve ekranın uyku, hareket veya yüz yüze sosyal etkileşim gibi faaliyetlerin yerini alıp almadığı da önem taşıyor.
Çalışma neden-sonuç ilişkisi göstermiyor
Araştırmanın en önemli sınırlılıklarından biri, değerlendirilen çalışmaların önemli bölümünün gözlemsel ve kesitsel olması.
Bu tür araştırmalarda ekran kullanımı ile ruh sağlığı veya gelişimsel sonuçlar aynı dönemde ölçülebiliyor. Bu nedenle hangi durumun önce ortaya çıktığını kesin olarak belirlemek mümkün değil.
Örneğin yoğun ekran kullanımı bazı çocuklarda duygusal güçlüklerle ilişkili olabilir. Ancak duygusal güçlük yaşayan bir çocuğun ekranlara daha fazla yönelmesi de mümkün.
Bu nedenle çalışma, “fazla ekran kullanımı depresyona, davranış sorunlarına veya akademik başarısızlığa neden olur” sonucunu ortaya koymuyor. Araştırmacılar yalnızca bu durumlar arasında istatistiksel ilişkiler bulunduğunu bildiriyor.
Başka bir güncel çalışma da süre tartışmasını sorguluyor
Ekran kullanımının yalnızca süresi üzerinden değerlendirilmesinin sınırlılıklarına işaret eden başka araştırmalar da bulunuyor.
JAMA Network Open’da Ağustos 2026’da yayımlanan ve İskoçya’da 3 bin 786 çocuğun gelişimini 5, 10 ve 15 yaşlarında inceleyen bir çalışmada, aile içi ilişkiler ve diğer etkenler hesaba katıldığında ekran kullanımı ile gelişimsel güçlükler arasında sürekli ve güçlü bir ilişki bulunmadı.
Araştırmada 5 yaşında günde 5 saat veya daha fazla ekran kullanımının 10 yaşındaki bazı güçlüklerle ilişkili olduğu görüldü ancak bu ilişki 15 yaşında devam etmedi. Araştırmacılar sonuçların ekran süresine dayalı tek tip sınırların çocukların farklı kullanım biçimlerini yeterince açıklamadığına işaret ettiğini belirtti.
Tartışma “kaç saat?” sorusunun ötesine geçiyor
Son yıllarda çocukların dijital medya kullanımı üzerine yapılan çalışmalar, tartışmanın giderek toplam ekran süresinden kullanımın niteliğine doğru kaydığını gösteriyor.
Araştırmacılar, ekran kullanımını tek başına çocukların ruh sağlığındaki veya gelişimindeki sorunların temel nedeni olarak göstermenin bilimsel kanıtların ötesine geçtiğine dikkat çekiyor.
Bunun yerine ekran kullanımının çocuğun gündelik yaşamındaki yerine bakılması öneriliyor: ekran süresinin uyku, fiziksel hareket, oyun, eğitim veya aile ve arkadaşlarla yüz yüze geçirilen zamanın yerini alıp almadığı; kullanılan platformun nasıl tasarlandığı ve çocuğun hangi içeriklerle karşılaştığı gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
JAMA Pediatrics’te yayımlanan araştırmanın yazarları da bulguların çocukların ekran temelli medya kullanımıyla ilgili sağlık ve kamu politikalarının geliştirilmesinde kullanılabileceğini ancak farklı ekran türleri, kullanım biçimleri ve yaş gruplarına ilişkin daha ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
