"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Analiz/DosyaDava İzleme

Mahir Buğra Karagön davasında tahliye kararı kaldırıldı, iki sanık hakkında yakalama kararı

MESEM kapsamında çalıştığı pastanede elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün davasında, ilk duruşmada tahliye edilen iki sanık hakkında yeniden yakalama kararı verildi.
Muhabir: Yeşim Karaağar Ekim 11, 2026 4 Dakika

MediaCH – Hatay’ın İskenderun ilçesinde Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştığı pastanede elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün ölümüne ilişkin davada, ilk duruşmanın ardından verilen tahliye kararları kaldırıldı.

İskenderun 12. Asliye Ceza Mahkemesi, 7 Ekim’de görülen ilk duruşmada tutuklu sanıklar iş yeri sahibi Sami Çelik ile elektrikçi Hacı Yaşarsoy’un tahliyesine karar vermişti. Karara savcılık ile Karagön ailesinin avukatları itiraz etti.

İtirazı değerlendiren İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi, iki sanık hakkındaki tahliye kararını kaldırarak yakalama kararı çıkardı. Davanın bir sonraki duruşması 13 Ocak 2027’de görülecek.

Mahir 1 Mayıs’ta çalıştığı iş yerinde yaşamını yitirdi

Mahir Buğra Karagön, İskenderun Mesleki Eğitim Merkezi Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde 10. sınıf öğrencisiydi. MESEM kapsamında uygulamalı eğitim aldığı pastanede 1 Mayıs’ta elektrik akımına kapıldı ve yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan soruşturma, iş yerindeki elektrik tesisatı ve alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri üzerinde yoğunlaştı.

Davada dört sanık “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla yargılanıyor. Ailenin avukatları ise dosyadaki bulguların “bilinçli taksir” yönünden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor ve davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesini talep ediyor. Bu talep konusunda henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.

Bir gün önce de elektrik çarpması yaşandığı dosyaya yansıdı

Yargılamanın önemli başlıklarından birini, Mahir’in yaşamını yitirmesinden bir gün önce aynı iş yerinde başka bir MESEM öğrencisinin de elektrik akımına kapıldığına ilişkin beyanlar oluşturuyor.

Olaydan kısa süre sonra basına konuşan öğrenci, kendisinin de aynı iş yerinde elektrik akımına kapıldığını ve ertesi gün Mahir’in yaşamını yitirdiğini anlatmıştı. İlk duruşmada da iş yeri sahibi, olaydan önce bir rafta elektrik kaçağı fark ettiğini ve bunun üzerine elektrikçi çağırdığını söyledi.

Aile ve avukatları, elektrik kaçağına ilişkin önceki olayın bilinmesine rağmen iş yerinde gerekli önlemlerin alınmadığını ileri sürüyor.

İş güvenliğine ilişkin belgeler de tartışılıyor

İlk duruşmada iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bazı belgelerin olaydan sonra düzenlendiği ve bazı imzaların gerçeği yansıtmadığı iddiası da gündeme geldi.

Karagön ailesinin avukatı Mehtap Sert, söz konusu belgelerin incelenmesini isterken, ailenin beyanlarında iş yerindeki elektrik tesisatına ve koruyucu sistemlere ilişkin eksikliklerin de araştırılması talep edildi.

Mahir’in yaptığı işin eğitim alanıyla ilişkisi de davanın gündeminde

Davanın çocuk hakları açısından öne çıkan başlıklarından biri de Mahir’in MESEM kapsamında hangi işleri yapmasının öngörüldüğü ve olay sırasında neden elektrikle ilgili bir çalışmanın içinde bulunduğu.

Mahir, yiyecek ve içecek hizmetleri alanında eğitim görüyordu. Ailesi ve avukatları, elektrik kaçağı bulunduğu bilinen bir rafın yeniden yerleştirilmesi sırasında çocuğun çalıştırılmasının eğitim aldığı alanla ilgisinin bulunmadığını savunuyor.

MEB’in MESEM sistemine ilişkin açıklamalarına göre öğrenciler genel olarak haftanın bir gününü okulda teorik eğitimle, dört gününü ise işletmede uygulamalı eğitimle geçiriyor. Uygulamalı eğitimin öğrencinin mesleki alanıyla bağlantılı olması ve iş yerinde usta öğretici gözetiminde yürütülmesi öngörülüyor.

MEB’in mesleki eğitim politikasına ilişkin belgelerinde MESEM’e 14 yaş ve üzerindeki kişilerin kayıt yaptırabildiği ve programın büyük bölümünün işletmelerdeki mesleki eğitimden oluştuğu belirtiliyor.

Bu nedenle Mahir’in ölümüyle ilgili dava yalnızca elektrik tesisatındaki teknik kusurların değil, bir çocuğun işletmede hangi işleri yaptığı, kim tarafından gözetildiği ve eğitim sürecinde güvenliğinin nasıl sağlandığı sorularının da yanıtlanmasını gerektiriyor.

Aile, okul ve iş yerinin sorumluluklarının araştırılmasını istiyor

Karagön ailesi, yalnızca iş yerindeki kişiler açısından değil, Mahir’in MESEM kapsamında yerleştirildiği işletmenin denetimi bakımından da sorumlulukların araştırılmasını talep ediyor.

Aile daha önce Mahir’in bazı okul günlerinde de iş yerine çağrıldığını ve öğretmeniyle bu konuda yazıştığını açıklamıştı. İlk duruşmada bu yazışmalar da dosyanın gündemindeydi.

MESEM uygulamasında öğrencilerin önemli bölümünün haftanın dört günü işletmelerde bulunması, iş yerlerindeki güvenlik ve denetim mekanizmalarını çocukların yaşam hakkı bakımından doğrudan önemli hale getiriyor.

MEB’in düzenlemelerine göre MESEM öğrencileri iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanıyor. Ancak sigortalılık, iş yerinin öğrenciyi tehlikelerden koruma ve mesleki eğitimin güvenli koşullarda yürütülmesini sağlama yükümlülüğünün yerine geçmiyor.

MESEM’lerde çocukların iş güvenliği tartışılıyor

Mahir’in ölümü, MESEM öğrencilerinin işletmelerde karşılaştığı risklere ilişkin daha geniş tartışmanın da parçası.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), MESEM’lerde ve diğer işlerde çalışan çocukların ölümlerine ilişkin kendi izleme verilerini yayımlıyor. Kuruluşun Temmuz 2026’da aktardığı verilere göre, 2013’ten bu yana en az 852 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Bu veri resmi devlet istatistiği değil, İSİG’in basına ve diğer açık kaynaklara dayanarak tuttuğu izleme verisi.

MESEM’lerde yaşanan iş kazaları ve ölümler ayrıca TBMM gündemine de taşındı. Meclis tutanaklarında, çocukların yerleştirildiği işletmelerin nasıl denetlendiği ve 18 yaşından küçük öğrencilerin tehlikeli işlerde çalıştırılmasının nasıl önlendiği konusunda Milli Eğitim Bakanlığına yöneltilen sorular bulunuyor.

Mahir Buğra Karagön’ün ölümüyle ilgili yargılama ise bu tartışmanın somut dosyalarından biri olarak devam ediyor.

Mahkemenin bundan sonraki aşamada sanıkların kusur durumlarını, iş yerindeki elektrik güvenliğine ilişkin bulguları ve Mahir’in MESEM öğrencisi olarak çalışma koşullarına ilişkin iddiaları değerlendirmesi bekleniyor.

Bir sonraki duruşma 13 Ocak 2027’de görülecek.