"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Güncel

Çocuk Koruma Kanunu teklifine üç kentten ortak tepki: “Bu, çocuklardan vazgeçme politikasıdır”

Diyarbakır, Van ve İstanbul’da eş zamanlı açıklama yapan çocuk hakları örgütleri, Çocuk Koruma Kanunu teklifinin çocukları korumak yerine daha ağır cezalar öngördüğünü belirterek geri çekilmesini istedi.
Muhabir: Mahmut Bilgin Temmuz 22, 2026 5 Dakika

MediaCH – Çocuk hakları alanında çalışan ağlar ve sivil toplum örgütleri, “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne karşı 21 Temmuz 2026’da Diyarbakır, Van ve İstanbul’da eş zamanlı basın açıklamaları düzenledi.

Amed Çocuk Hakları Ağı tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nde düzenlenen açıklamada ortak metni ağın eş sözcüsü Nesrin Soydan okudu.

Van’daki açıklama, Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı öncülüğünde İHD Van Şubesi’nde gerçekleştirildi. Ortak basın metnini ağ adına Arya Yiğit kamuoyuyla paylaştı.

İstanbul’daki açıklama ise İHD İstanbul Şubesi’nde yapıldı. “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme yasasıdır” pankartının açıldığı toplantıda ortak metni Çocuklar için Barış İnisiyatifi’nden İlke Cambazoğlu okudu.

Ortak paylaşımlarla görünürlük çalışması yürütüldü

Kanun teklifinin 14 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmasının ardından çocuk hakları örgütleri sosyal medyada da ortak bir görünürlük çalışması başlattı.

Çocuklar İçin Adalet Ortak Çağrı imzacıları tarafından günler boyunca aynı açıklama metni ve ortak tasarımlar paylaşıldı. Paylaşımlarda “Çocuklar için adalet”, “Çocuklardan vazgeçmeyin” ve “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme politikasıdır” mesajları öne çıkarıldı.

Farklı kentlerde ve çalışma alanlarında faaliyet gösteren kurumların ortak paylaşımları, teklif Meclis komisyonunda görüşülürken çocuk hakları örgütlerinin itirazlarını sosyal medyada da görünür kılmayı amaçladı. Kampanyada #ÇocuklarİçinAdalet ve #ÇocuklardanVazgeçmeyin etiketleri kullanıldı.

“Önerilerimizin hiçbiri dikkate alınmadı”

Üç kentte okunan “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme politikasıdır” başlıklı ortak açıklamada, 160 sivil toplum örgütünün Temmuz 2025’te yaptığı çağrı hatırlatıldı.

“Cezalandırmaya Değil, Korumaya ve Önlemeye Dayalı Bir Yaklaşım” başlıklı çağrıda, adli sisteme giren çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılmasının ve çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının çözüm olmayacağı belirtilmişti.

Örgütler, bu süreçte bilimsel verileri, uluslararası standartları ve sahadaki deneyimleri Meclis Araştırma Komisyonu ile kamuoyuna aktardıklarını ancak önerilerinin kanun teklifine yansımadığını ifade etti.

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün Meclis gündemindeki teklif çocuk haklarını güçlendirmiyor; çocukları korumayı değil daha fazla cezalandırmayı, desteklemeyi değil hapsetmeyi hedefliyor. Çocuklar korunması gereken hak özneleri olarak değil, cezalandırılması gereken bir güvenlik meselesi olarak görülüyor.”

Teklif çocuklara verilecek cezaları ağırlaştırıyor

TBMM kayıtlarına göre 2/3771 esas numaralı ve 18 maddeden oluşan kanun teklifi, 14 Temmuz 2026’da Meclis Başkanlığına sunuldu.

Teklif; Türk Ceza Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun başta olmak üzere yedi farklı kanunda değişiklik öngörüyor.

Düzenlemeyle çocuklara yaş küçüklüğü nedeniyle verilen hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılması planlanıyor. Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında, 15-18 yaş grubundaki çocuklara uygulanan yaş indiriminin hâkim kararıyla kaldırılabilmesinin önü açılıyor.

Teklif ayrıca belirli şartlarda 12-15 yaş grubundaki çocuklara daha az ceza indirimi uygulanmasını, 15-18 yaş grubundaki çocukların önceki mahkûmiyetlerinin tekerrüre esas alınmasını ve çocuk hükümlülerin cezalarının infazına kapalı çocuk ceza infaz kurumlarında başlanmasını öngörüyor.

Teklif sahipleri düzenlemenin çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin sağlanmasını amaçladığını savunuyor.

“12 yaşındaki bir çocuk hâlâ zorunlu eğitim çağında”

Çocuk hakları örgütleri ise düzenlemenin çocuk adalet sistemini yetişkin ceza adaletine yaklaştırdığı görüşünde.

Ortak açıklamada, 12 yaşındaki bir çocuğun hâlâ zorunlu eğitim çağında bulunduğuna dikkat çekilerek, çocukların okuldan alınarak kapalı kurumlara gönderilmesinin bir çözüm olarak sunulamayacağı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi de Türkiye’ye ilişkin 2023 tarihli değerlendirmesinde, ceza sorumluluğu yaşının 12’de kalmasından ciddi kaygı duyduğunu bildirdi. Komite, Türkiye’ye ceza sorumluluğu yaşını en az 14’e yükseltmesi, onarıcı adalet uygulamalarını güçlendirmesi ve çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakılmasını yalnızca son çare olarak uygulaması tavsiyesinde bulundu.

Açıklamada, teklifin çocukluğun hukuki güvencelerini zayıflatacağı ve çocukların yetişkin sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakılmasını olağanlaştırabileceği savunuldu:

“Bu bir çocuk koruma politikası değildir. Bu, çocuklardan vazgeçme politikasıdır.”

Kapasitesi 288 olan kurumda 432 kişi

Ortak açıklamada, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Tekirdağ Karatepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ilişkin ziyaret raporuna da yer verildi.

TİHEK raporuna göre kapasitesi 288 olan kurumda, 29 Mayıs 2025’te gerçekleştirilen ziyaret sırasında 421 çocuk ile 11 genç olmak üzere toplam 432 kişi tutuluyordu. Raporda ayrıca kurumda bulunan 114 kişinin kronik rahatsızlığının olduğu belirtildi.

Örgütler, bu verinin çocukların kapalı kurumlarda karşılaştığı kapasite sorununu ortaya koyduğunu belirterek şu soruları yöneltti:

“Eğer daha fazla çocuğu hapsetmek çözümse, neden çocuk hapishaneleri dolup taşıyor? Eğer daha ağır cezalar işe yarıyorsa, neden adli sisteme giren çocuk sayısı azalmıyor? Eğer bu bir koruma politikasıysa, çocuklar neden hâlâ korunamıyor?”

Çocukların anlatımlarına dikkat çekildi

Açıklamada, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun çocuk mahpuslarla yaptığı görüşmelere de değinildi.

Görüşmelerde çocukların yarısından fazlasının eğitimden koptuğunun görüldüğü belirtilirken, çocukların anlatımlarından bazıları şöyle aktarıldı:

“Annem, babam ölmeseydi suça karışmazdım.”

“Okula gitseydim ya da okulda başarılı olsaydım bu suçları işlemezdim.”

“Daha zengin olsaydım bunu işlemezdim.”

Örgütler, bu anlatımların çocukların adli sisteme girme nedenlerinin yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopuş ve sosyal destek mekanizmalarına erişememeyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirtti.

Açıklamada, adli sisteme giren çocukların bu yapısal sorunların nedeni değil, sonucu olduğu vurgulandı:

“Çocukları bu yapısal sorunların faili gibi göstermek ve çözümü kapatılmalarında aramak, devletin çocukları koruma yükümlülüğünden vazgeçmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım kamusal sorumluluğu görünmez kılarken bedelini çocuklara ödetmek demektir.”

“Çocukların yeri cezaevi koğuşları değil, okul sıralarıdır”

Ortak açıklamada çocuk adalet sisteminin hak temelli, koruyucu, onarıcı ve dönüştürücü bir anlayışla yeniden yapılandırılması istendi.

Örgütler, çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına dayanan uygulamalar yerine eğitim, sosyal hizmet, psikososyal destek ve toplum temelli koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı.

Açıklama şu sözlerle sona erdi:

“Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasına hayır. Çocuk adalet sisteminin cezalandırıcı bir anlayışla yeniden şekillendirilmesine hayır. Çocukları koruyamayan sistemin bedelinin çocuklara ödetilmesine hayır. Devletin yükümlülüklerinin üzerinin çocukları cezalandırarak örtülmesine hayır.”

“Çocukları hedef hâline getirmeyin, çocukları koruyamayan politikalarınızı değiştirin.”

Teklif Adalet Komisyonunda kabul edildi

Üç kentteki eş zamanlı açıklamaların ardından kanun teklifinin TBMM’deki görüşmeleri devam etti.

Teklif, 22 Temmuz 2026’da TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. TBMM kayıtlarında teklifin son durumu “gündeme girecek” olarak yer alıyor. Düzenlemenin yasalaşabilmesi için TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edilmesi gerekiyor.