MediaCH – Fransa’da 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan düzenleme, çocukların dijital ortamda nasıl korunması gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Fransa Ulusal Meclisi ve Senatosu, “Çocukları sosyal medya kullanımının yol açtığı risklerden korumayı amaçlayan yasa teklifi” üzerinde oluşturulan ortak metni 21 Temmuz 2026’da kabul etti. Ulusal Meclisteki oylamada 279 milletvekili düzenlemenin lehinde, 81 milletvekili ise aleyhinde oy kullandı. Böylece metnin parlamento süreci tamamlandı.
UNICEF Fransa, düzenlemenin kabul edilmesinden bir gün sonra yayımladığı değerlendirmede çocukların çevrim içi ortamda karşılaştığı risklerin gerçek olduğunu vurguladı. Ancak kuruluş, yaşa dayalı yasakların çocukları tek başına koruyamayacağı ve daha kapsamlı bir çocuk hakları politikasına ihtiyaç bulunduğu uyarısında bulundu.
Fransa’daki gelişmeyle aynı dönemde, çocukların ekran kullanımı konusunda uzun yıllardır referans kabul edilen Amerikan Pediatri Akademisi de yaklaşımını güncelledi. Akademinin Ocak 2026’da yayımladığı politika belgesi, bütün ekran kullanımlarını aynı başlık altında değerlendirmek yerine çocuğun yaşı, kullanılan içeriğin niteliği, kullanım amacı, aile koşulları ve ekranın hangi etkinliklerin yerini aldığı gibi etkenlere odaklanıyor.
Fransa’daki düzenleme ne getiriyor?
Fransa Parlamentosunun kabul ettiği nihai metne göre, çevrim içi platformların sunduğu sosyal ağ hizmetlerine 15 yaşından küçük çocukların erişmesi yasaklanacak.
Çevrim içi ansiklopediler, eğitim ve bilim alanındaki içerik dizinleri ile açık kaynaklı yazılım veya eğitim projelerinin geliştirildiği platformlar düzenlemenin dışında tutulacak.
Düzenlemenin sosyal medya yasağına ilişkin bölümü 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek. Bu tarihten önce oluşturulan hesaplar açısından ise dört aylık bir geçiş süresi uygulanacak. Bu durumda daha önce açılmış hesaplara ilişkin yükümlülüklerin 2027 yılının başında uygulanması öngörülüyor.
UNICEF Fransa’nın aktardığına göre Avrupa Komisyonu düzenleme hakkında ayrıntılı görüş bildirdi. Bu nedenle metnin 10 Ağustos 2026’dan önce yayımlanarak yürürlüğe sokulması mümkün olmayacak.
Yasama sürecinin önceki aşamalarında sosyal medya reklamlarının çocuklara yöneltilmesinin yasaklanması ve platform tanıtımlarında sağlık uyarısı bulunması gibi düzenlemeler de tartışıldı. Ancak bu hükümler, Ulusal Meclis ile Senato arasında varılan nihai uzlaşma metninden çıkarıldı. Parlamento tarafından kabul edilen son metinde bu yönde bir reklam yasağı veya sağlık uyarısı yer almıyor.
Telefon sınırlaması liseleri de kapsayacak
Düzenleme yalnızca sosyal medya hesaplarıyla sınırlı değil.
Fransa’da okul ve ortaokullarda uygulanan cep telefonu kullanım yasağı liseleri de kapsayacak şekilde genişletilecek. Uygulamanın ayrıntıları ve olası istisnalar, her okulun iç yönetmeliğinde belirlenecek.
Okulların eğitim projelerine, dijital teknolojilerin kullanımı ile ölçüsüz ekran kullanımının ve sosyal medya platformlarının bağımlılık yaratabilen özelliklerinin sonuçlarına ilişkin bilinçlendirme çalışmaları da eklenecek. Bu hükümler 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlangıcında yürürlüğe girecek.
UNICEF: Kaygılar haklı, yaş sınırı tek başına yeterli değil
UNICEF Fransa, düzenlemenin çocukların dijital ortamdaki güvenliğine ilişkin haklı bir kaygıdan doğduğunu belirtiyor.
Kuruluşun paylaştığı verilere göre Fransa’da çocukların yüzde 18’i, 2025 yılında en az bir kez siber zorbalıkla karşılaştığını bildirdi. Ebeveynlerin yüzde 75’i ise 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişiminin yasaklanmasını destekliyor.
Bununla birlikte sosyal medya kullanımı, Fransa’daki çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası hâline gelmiş durumda. UNICEF Fransa’ya göre 11-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 78’i sosyal medya platformlarını haftada birkaç kez kullanıyor. On bir yaşındaki çocukların yüzde 22’si sosyal medyayı ilk kez 10 yaşından önce kullandığını belirtiyor.
UNICEF, bu tabloyu yalnızca çocukların platformlara erken yaşta erişmesi üzerinden değerlendirmiyor. Kuruluşa göre sosyal medya çocuklar açısından arkadaşlık kurma, haber alma, destek bulma, kendini ifade etme ve toplumsal yaşama katılma alanı olarak da işlev görebiliyor.
Fransa’da 12-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 22’sinin interneti bir kampanyaya imza vermek veya bir toplumsal amacı savunmak için kullandığı belirtiliyor. Özellikle coğrafi veya sosyal açıdan yalnızlaşan bazı çocuklar için çevrim içi ortamlar destek ve aidiyet sağlayabiliyor.
Bu nedenle UNICEF, sosyal medya politikalarının çocukların korunma hakkı ile bilgiye erişme, görüşlerini ifade etme, sosyal ilişki kurma ve kendilerini ilgilendiren konulara katılma haklarını birlikte gözetmesi gerektiğini savunuyor.
Sosyal medya platformlarındaki riskler
UNICEF Fransa, çocukların sosyal medya platformlarında karşılaştığı risklerin göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.
Çocuklar ve gençler siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri, yaşlarına uygun olmayan içerikler, cinsel sömürü ve istismar girişimleri ile kişisel verilerinin ticari amaçlarla kullanılmasına maruz kalabiliyor.
Başarı, beden görünümü, popülerlik ve yaşam tarzına ilişkin idealize edilmiş paylaşımlar bazı çocukların benlik algısını ve psikolojik iyilik hâlini olumsuz etkileyebiliyor. Otomatik oynatma, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş öneri sistemleri gibi tasarım özellikleri de kullanıcıların platformlarda daha uzun süre kalmasına yol açabiliyor.
Amerikan Pediatri Akademisinin teknik raporu da sosyal medya algoritmalarının, kullanıcının etkileşime girdiği zararlı içerikleri daha sık karşısına çıkarabildiğine dikkat çekiyor. Raporda şiddet, ayrımcılık, kendine zarar verme ve yeme bozukluklarını özendiren içeriklerle etkileşime girilmesinin benzer içeriklerin tekrar önerilmesine yol açabileceği belirtiliyor.
UNICEF nasıl bir koruma sistemi öneriyor?
UNICEF Fransa’ya göre yaş sınırı, çocukları korumaya yönelik araçlardan biri olabilir. Ancak yasak, platformların kendi sorumluluklarının yerine geçmemeli.
Kuruluş, dijital hizmetlerin çocukların güvenliği ve hakları gözetilerek en başından itibaren tasarlanmasını istiyor. Bu yaklaşım, çocuk zarar gördükten sonra yalnızca içeriğin kaldırılmasına değil, zararın ortaya çıkmasını önleyecek sistemlerin kurulmasına dayanıyor.
UNICEF’in önerileri arasında etkili içerik denetimi, çocukların mahremiyetini koruyan yaş doğrulama yöntemleri, yaşa uygun dijital deneyimler ve platformların risklerinden sorumlu tutulmasını sağlayacak denetim mekanizmaları bulunuyor.
Kuruluş ayrıca ailelerin dijital becerilerinin desteklenmesini, düzenleyici kurumların yeterli yetki ve kaynağa sahip olmasını ve çocukların görüşlerinin politika süreçlerine doğrudan yansıtılmasını talep ediyor.
UNICEF’in Aralık 2025’te yayımladığı küresel açıklamada da sosyal medya yasaklarının tek başına beklenen sonucu vermeyebileceği belirtilmişti. Kuruluş, bazı çocukların yasakları farklı hesaplar veya ortak cihazlar üzerinden aşabileceği ve daha az denetlenen platformlara yönelebileceği uyarısında bulunmuştu.
Çocukların daha az düzenlenen alanlara yönelmesi, yaşadıkları ihlalleri bildirmelerini veya yardım istemelerini de zorlaştırabilir. UNICEF’e göre güvenliğin yalnızca çocukların platformlardan çıkarılmasına dayandırılması, teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu ailelere ve çocuklara yükleme riski taşıyor.
Ekran süresine ilişkin yaklaşım da değişiyor
Fransa’da sosyal medya erişiminin yaşla sınırlandırıldığı dönemde, Amerikan Pediatri Akademisinin ekran süresine ilişkin yaklaşımında da önemli bir değişiklik yaşandı.
Michigan Eyalet Üniversitesinde medya ve bilgi alanında araştırmacı olan Gabriel E. Hales, The Conversation’da yayımlanan değerlendirmesinde, ekran kullanımına ilişkin bilimsel tartışmanın tek yönlü yasaklardan daha karmaşık bir tablo ortaya koyduğunu belirtiyor.
Hales’e göre televizyon döneminde geliştirilen günlük saat sınırları, akıllı telefonlar, çevrim içi eğitim, görüntülü görüşmeler, oyunlar, sosyal medya ve yapay zekâ araçlarının aynı cihazlarda birleşmesiyle çocukların bugünkü deneyimlerini açıklamakta yetersiz kalıyor.
Bir çocuğun bir saat boyunca otomatik olarak oynatılan kısa videoları izlemesiyle, aynı süreyi uzaktaki bir yakınıyla görüntülü görüşerek, ödev araştırarak veya dijital bir tasarım hazırlayarak geçirmesi aynı sonuçları doğurmuyor.
Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, bütün ekran etkinliklerini yalnızca dakika veya saat üzerinden değerlendiren tek tip yaklaşımdan uzaklaşıyor.
Ekran süresi artık tek başına ölçüt değil
Amerikan Pediatri Akademisinin Ocak 2026 tarihli politika belgesi, “ekran süresi” kavramının çocukların dijital ortamla ilişkisini açıklamak için yeterli olmadığını belirtiyor.
Akademiye göre çocukların dijital deneyimi; yaşları, gelişim özellikleri, aile ilişkileri, kullanılan içeriğin niteliği, platformların tasarımı, okul ve sosyal çevre gibi çok sayıda etkenden oluşuyor. Ekran süresi bu sistemin yalnızca görünen bir bölümünü oluşturuyor.
Akademi, özellikle okul çağındaki çocuklar ve ergenler için bütün çocuklara uygulanabilecek tek bir “güvenli saat” sınırını destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını ifade ediyor.
Bunun yerine çocukların ekranda ne yaptığına, kimlerle iletişim kurduğuna, içeriğin gelişimine nasıl etki ettiğine ve dijital kullanımın uyku, hareket, eğitim, oyun veya yüz yüze ilişkilerin yerini alıp almadığına bakılmasını öneriyor.
Bu değişiklik, ekran süresinin önemsiz olduğu veya çocukların sınırsız biçimde cihaz kullanabileceği anlamına gelmiyor.
Akademinin teknik raporunda ekran kullanımının uyku süresini ve kalitesini bozabildiğine ilişkin güçlü kanıtların bulunduğu belirtiliyor. Ekran ışığı, uyarıcı içerikler, bildirimler ve cihazların yatak odasında tutulması çocukların uykuya geçmesini zorlaştırabiliyor.
Yoğun ve yalnız gerçekleştirilen dijital kullanımın okuma, serbest oyun, fiziksel hareket ve aile içi etkileşim gibi gelişim açısından önemli etkinliklerin yerini alması da risk olarak değerlendiriliyor.
Küçük çocuklar için daha sıkı yaklaşım sürüyor
Yeni yaklaşım özellikle okul çağındaki çocuklar ve ergenler için sabit saat sınırlarından uzaklaşıyor. Çok küçük çocuklara ilişkin ihtiyatlı öneriler ise devam ediyor.
Amerikan Pediatri Akademisi, 18 aydan küçük çocukların gerçek yaşam etkileşimlerinden daha iyi öğrendiğini ve bu yaş grubunda çocuğun tek başına yoğun ekran kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Yetişkin eşliğinde yapılan görüntülü görüşmeler bu değerlendirmede ayrı bir yerde tutuluyor.
Dünya Sağlık Örgütü de bebekler için hareketsiz ekran kullanımını önermiyor. Bir yaşındaki çocukların ekran karşısında hareketsiz zaman geçirmemesi, iki yaşındaki çocuklarda bu sürenin günde bir saati aşmaması tavsiye ediliyor.
DSÖ, 3-4 yaş grubunda da hareketsiz ekran süresinin günde en fazla bir saat olmasını, daha kısa sürelerin tercih edilmesini öneriyor. Kuruluş, ekran karşısında geçirilen zamanın hareket, uyku, okuma ve yetişkinle etkileşim gibi etkinliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dolayısıyla yeni yaklaşım, küçük çocuklarda ekran sınırlarının ortadan kaldırılması değil; daha büyük çocuklar açısından yalnızca süreyi ölçmenin yeterli olmadığının kabul edilmesi anlamına geliyor.
Amerikan Pediatri Akademisinin “5 C” yaklaşımı
Amerikan Pediatri Akademisi, ailelerin çocukların dijital medya kullanımını değerlendirmesi için İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşan “5 C” çerçevesini öneriyor.
Bu çerçeve şu başlıklardan oluşuyor:
Çocuk (Child): Her çocuğun yaşı, kişiliği, gelişim düzeyi ve gereksinimleri farklı. Aynı içerik veya kullanım biçimi her çocuk üzerinde aynı etkiyi yaratmayabilir.
İçerik (Content): Çocuğun izlediği, oynadığı veya etkileşime girdiği içeriğin niteliğine bakılması gerekiyor. Eğitsel, yaratıcı ve sosyal içeriklerle manipülatif veya zararlı içerikler aynı başlık altında değerlendirilmemeli.
Sakinleşme (Calm): Ekranın çocuğu her rahatsızlık, sıkıntı veya öfke anında sakinleştirmek için kullanılıp kullanılmadığı incelenmeli. Çocukların duygularını ekran dışında başka yöntemlerle düzenleme becerisi geliştirmesi de önem taşıyor.
Yerine geçen etkinlikler (Crowding Out): Dijital kullanımın uyku, fiziksel hareket, yüz yüze iletişim, oyun, ders veya aile zamanı gibi hangi etkinliklerin yerini aldığına bakılmalı.
İletişim (Communication): Ailelerin yalnızca yasak koymak yerine çocuklarla gördükleri içerikler, reklamlar, kişisel veriler, çevrim içi ilişkiler ve yaşadıkları sorunlar hakkında düzenli olarak konuşması öneriliyor.
Sorumluluk yalnızca ailelere bırakılamaz
UNICEF ile Amerikan Pediatri Akademisinin değerlendirmeleri farklı alanlardan hareket etse de ortak bir noktada buluşuyor: Çocukların dijital ortamda korunması yalnızca ebeveyn denetimi veya çocukların kendi davranışları üzerinden kurulamaz.
Amerikan Pediatri Akademisi, birçok dijital ürünün kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre tutacak biçimde tasarlandığını belirtiyor. Otomatik oynatma, sonsuz kaydırma, bildirimler, görünür beğeni sayıları ve kişiselleştirilmiş reklamlar çocukların kullanım biçimini doğrudan etkileyebiliyor.
Ailelerin uzun çalışma saatleri, çocuk bakım desteğine erişememesi veya çocukların güvenli biçimde oyun oynayabileceği alanların yetersizliği de ekran kullanımını etkileyebiliyor. Akademi bu nedenle sorunun yalnızca “ebeveynlerin sınır koyamaması” biçiminde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
UNICEF de hükümetlerin yaş sınırlarını platformların güvenlik yükümlülüklerinin yerine geçirememesi gerektiğini belirtiyor. Teknoloji şirketleri, düzenleyici kurumlar, okullar, aileler ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlenmesi isteniyor.
Yasak, platform tasarımını değiştirmiyor
Fransa’nın kabul ettiği düzenleme, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini doğrudan sınırlandırıyor. Ancak yasağın nasıl doğrulanacağı, çocukların daha az denetlenen alanlara yönelip yönelmeyeceği ve platformların zararlı tasarım özelliklerinin nasıl değiştirileceği tartışması devam ediyor.
UNICEF’in değerlendirmesi ile Amerikan Pediatri Akademisinin yeni yaklaşımı birlikte ele alındığında, çocukların dijital ortamda korunmasının yalnızca “kaç yaşında?” veya “kaç saat?” sorularıyla sınırlandırılamayacağı görülüyor.
Yaş sınırı erişimi, ekran süresi ise kullanım miktarını ölçüyor. Buna karşılık çocuğun karşılaştığı içeriğin niteliği, platformların ticari ve algoritmik tasarımı, kişisel verilerin kullanımı, çocuğun sosyal koşulları ve dijital kullanımın hangi etkinliklerin yerini aldığı da güvenlik ve gelişim üzerinde belirleyici olabiliyor. Bu değerlendirme, UNICEF ve Amerikan Pediatri Akademisinin yaklaşımlarından yapılan bir çıkarıma dayanıyor.
Çocukların hem korunma hem katılım hakkı bulunuyor
Dijital ortam çocuklar açısından yalnızca risklerin bulunduğu bir alan değil. Eğitim, oyun, yaratıcılık, haber alma, arkadaşlık ve toplumsal katılım da giderek çevrim içi ortamlar üzerinden gerçekleşiyor.
Bu nedenle çocuk hakları açısından temel tartışma, çocukların dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılması ile denetimsiz biçimde platformlara bırakılması arasında bir seçim yapmak değil.
UNICEF’in önerdiği yaklaşım; çocukların şiddet, sömürü, zorbalık, zararlı içerik ve kişisel veri ihlallerinden korunmasını, aynı zamanda bilgiye erişme, kendini ifade etme, sosyal ilişki kurma ve karar süreçlerine katılma haklarının güvence altına alınmasını içeriyor.
Fransa’daki düzenleme yaş sınırını öne çıkarırken, UNICEF ve Amerikan Pediatri Akademisinin değerlendirmeleri daha geniş bir soruya işaret ediyor: Çocukları dijital dünyadan çıkarmak yerine, dijital dünyanın kendisi çocukların haklarına ve gelişimlerine uygun hâle getirilebilir mi?
Her iki kuruluşun yaklaşımına göre kalıcı bir çözüm; yaşa uygun kuralların yanı sıra güvenli platform tasarımı, etkili kamu denetimi, çocukların kişisel verilerinin korunması, ailelere destek sağlanması ve çocukların görüşlerinin dikkate alınmasını gerektiriyor.
