MediaCH – Bir çocuğun korunması çoğu zaman mahkeme salonunda, karakolda ya da sosyal hizmet dosyasında başlamıyor. Bazen bir doğum kaydıyla, bazen okuldaki devamsızlığın fark edilmesiyle, bazen de mahallede görülen bir riskin doğru kuruma bildirilmesiyle başlıyor.
Çocuk koruma alanında yürütülen çalışmalar, çocukların korunmasının yalnızca merkezi kurumların görevi olmadığını ortaya koyuyor. Yerel yönetimler, okullar, sağlık birimleri, sosyal hizmet kurumları ve mahalle ölçeğinde çalışan yapılar da çocukların korunmasında önemli rol oynuyor.
Batı Afrika ülkesi Nijer’de bulunan Mayahi bölgesinde yürütülen çalışmalar bu tartışmaya somut bir örnek sunuyor. UNICEF Niger’in aktardığı bilgiler, çocukların korunmasında yerel aktörlerin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Ancak Mayahi örneğini önemli kılan şey, bir başarı hikâyesi olması değil. Asıl soru şu:
Bir çocuk risk altındaysa bunu ilk kim fark eder?
Bir doğum kaydı neden önemlidir?
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre her çocuk doğumdan hemen sonra kaydedilme hakkına sahiptir.
Doğum kaydı yalnızca nüfus sistemine girilen bir bilgi değildir. Çocuğun yaşının belgelenmesini, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini, sosyal destek mekanizmalarından yararlanmasını ve haklarının korunmasını kolaylaştıran temel araçlardan biri olarak kabul edilir.
UNICEF ve çocuk hakları alanındaki çalışmalar, yaşın resmî olarak belgelenememesinin küçük yaşlardaki çocukların evlendirilmesi, çalıştırılan çocukların emeğinin sömürülmesi ve farklı istismar biçimleri karşısında çocukları daha kırılgan hale getirebildiğine dikkat çekiyor.
Nijer’de yürütülen çalışmaların önemli başlıklarından biri de doğum kayıt sistemleri.
Quentin Wodon ve Ali Yedan’ın 2019 yılında Journal of Health, Population and Nutrition dergisinde yayımlanan Obstacles to Birth Registration in Niger: Estimates from a Recent Household Survey başlıklı çalışmasına göre, Nijer’de beş yaş altındaki çocukların doğum kaydı oranı 2006 yılında yaklaşık yüzde 32 düzeyindeyken 2012 yılında yaklaşık yüzde 64’e yükseldi.

Araştırmacılar, bu artışta doğum kayıt sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kayıt hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasının etkili olduğunu belirtiyor. Bu veri, çocukların haklara erişiminde yerel mekanizmaların neden önemli görüldüğünü de ortaya koyuyor. Çünkü çocukların sisteme dahil edilmesi çoğu zaman yalnızca merkezden yürütülen politikalarla değil, yerel düzeyde kurulan temas noktalarıyla mümkün olabiliyor.
Mayahi örneği ne anlatıyor?
UNICEF Niger’in paylaştığı bilgilere göre Mayahi’de yürütülen çalışmaların odağında çocukların doğum kayıtlarına erişimi, eğitimde kalması ve korunması yer alıyor.
Geleneksel liderler, dini liderler, köy şefleri, yerel gönüllüler ve aileler; çocukların eğitimde kalması, küçük yaşlardaki çocukların evlendirilmesinin önlenmesi, anne ve çocuk sağlığının desteklenmesi ve çocukların korunması gibi başlıklarda sürece dahil ediliyor.

Burada dikkat çeken nokta, çocuk haklarının yalnızca resmi kurumların sorumluluğu olarak görülmemesi. Yerel düzeydeki aktörlerin de çocuklara ilişkin riskleri fark etme ve destek mekanizmalarına yönlendirme süreçlerinde rol üstlenmesi amaçlanıyor.
Bu modelin bütün sorunları çözdüğünü gösteren açık veriler bulunmuyor. Ancak örnek, çocuk korumanın yalnızca kriz anında devreye giren bir mekanizma olarak değil, riskleri erken fark etmeye dayalı bir süreç olarak da ele alınabileceğini gösteriyor.
Türkiye’de tablo ne söylüyor?
Türkiye’de çocukların güvenlik ve adalet sistemiyle teması, konunun boyutuna ilişkin önemli veriler sunuyor.
TÜİK’in “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024” bültenine göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında 612 bin 651 oldu. Bu olayların 279 bin 620’sinde çocuklar mağdur olarak kayda geçti. 202 bin 785 olayda ise çocuklar suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

Bu veriler tek başına çocuk koruma sisteminin yetersiz olduğunu göstermiyor. Ancak çocukların güvenlik birimleriyle temasının çoğu zaman sürecin ileri aşamalarında gerçekleştiğini ve bazı risklerin daha erken fark edilebilmesinin önemini ortaya koyuyor.
Bu nedenle çocuk koruma alanındaki değerlendirmelerde, erken uyarı ve erken yönlendirme mekanizmalarının önemi sıkça vurgulanıyor.
Yerelde kim ne yapabilir?
Türkiye’de çocukların korunmasına ilişkin sorumluluklar farklı kurumlar arasında paylaşılıyor.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu; danışmanlık, eğitim, sağlık, bakım ve barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbirleri düzenliyor. Bu yapı içerisinde sosyal hizmet kurumları, eğitim sistemi, sağlık kuruluşları ve adli mekanizmalar farklı görevler üstleniyor.
Yerel yönetimler ise çocuk koruma sisteminin adli soruşturma yürüten aktörü değil. Ancak çocukların yaşam koşullarını doğrudan etkileyen hizmetler nedeniyle önemli bir konumda bulunuyor.
5393 sayılı Belediye Kanunu, belediye hizmetlerinin yurttaşlara en yakın yerlerde ve uygun yöntemlerle sunulmasını öngörüyor. Kanunda sosyal hizmet, park ve yeşil alan, kültür, spor, okul öncesi eğitim kurumları açabilme ve belirli belediyeler için kadınlar ve çocuklara yönelik konukevi açma gibi başlıklar da belediyelerin yerel hizmet alanları arasında yer alıyor.
Bu nedenle belediyeler çocuk koruma sisteminin adli aktörü olmasa da çocukların yaşam koşullarına temas eden yerel hizmetler aracılığıyla önemli bir destek ve yönlendirme noktası olabilir.
Mahalle muhtarlıkları da çocuk koruma sisteminin uzman kurumu değil. Ancak mahalleyi tanımaları nedeniyle bazı risklerin daha erken fark edilmesinde önemli bir temas noktası olabiliyorlar.
Burada belirleyici olan şey, muhtarlıkların ya da belediyelerin doğrudan müdahale etmesi değil; ihtiyaç duyulan durumlarda doğru kurumlara yönlendirme yapılabilmesi.
Çocuk koruma alanında yürütülen çalışmalar, risk altındaki çocukların destek mekanizmalarına erişiminde kurumlar arası koordinasyonun önemine de dikkat çekiyor. Bu koordinasyon yalnızca belediyeler ve muhtarlıklarla sınırlı değil; okullar, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet birimleri ve adli mekanizmalar arasında çocukların mahremiyetini gözeten güvenli bildirim ve yönlendirme süreçlerini de kapsıyor. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun öngördüğü koruyucu ve destekleyici yaklaşımın etkili olabilmesi, ilgili kurumların çocukların üstün yararını gözeterek birlikte hareket edebilmesine bağlı.
Çocuk koruma yalnızca kriz anında mı başlar?
Çocuk koruma yaklaşımı, çocukların karşı karşıya kaldığı risklerin yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra ele alınmaması gerektiğini ortaya koyuyor.
Bir çocuğun uzun süre okula gitmemesi, sağlık hizmetlerine erişememesi, yoğun yoksulluk içinde yaşaması ya da farklı hak ihlalleriyle karşı karşıya kalması çoğu zaman tek bir kurumun görebileceği durumlar değil.
Bu nedenle çocuk koruma sistemlerinin gücü yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra müdahale etme kapasitesiyle değil, riskleri erken fark edebilme becerisiyle de değerlendiriliyor.
Nijer’deki Mayahi örneği de bu noktada önem kazanıyor. Çünkü örnek, çocuk korumada yerel aktörlerin sürece dahil edilmesinin neden önemli bir tartışma başlığı olduğunu gösteriyor.
Son söz
Bir çocuğun korunması bazen büyük bir müdahaleyle değil, zamanında fark edilen küçük bir işaretle başlayabiliyor. Doğum kaydının bulunmaması, okul devamsızlığı, sağlık hizmetlerine erişememe ya da başka bir risk göstergesi, çocuğun destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu gösterebiliyor.
Çocuk hakları alanındaki çalışmalar, önemli olanın bu işaretlerin görünür hale gelmesi ve ilgili kurumların çocukların üstün yararını gözeterek harekete geçebilmesi olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle çocuk koruma yalnızca krizlere müdahale etmeyi değil, riskleri erken fark edebilen bir sistemi de gerektiriyor.
Kaynaklar
- Birleşmiş Milletler. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. 1989.
- UNICEF Niger. Mayahi, modèle d’un Niger « ami des enfants ».
- UNICEF Niger. Child Protection Programme.
- Wodon, Quentin; Yedan, Ali. Obstacles to Birth Registration in Niger: Estimates from a Recent Household Survey. Journal of Health, Population and Nutrition, 2019, 38(Suppl 1), Article 26.
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.
- 5393 sayılı Belediye Kanunu.
