"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Analiz/DosyaEbeveyn Rehberliği

Boşanma Sürecinde Çocukları En Çok Ebeveynlerin Tutumu Etkiliyor

Türkiye'de her yıl yüz binlerce çocuk boşanma süreçlerinden etkileniyor. Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir'e göre çocukların yaşadığı psikolojik sorunlarda belirleyici olan boşanmanın kendisinden çok ebeveynlerin tutumu ve çatışmalı süreçlerin yönetimi.
Muhabir: Evin Uzar Haziran 22, 2026 4 Dakika

MediaCH – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında 193 bin 793 çift boşandı. Aynı yıl kesinleşen boşanma davaları sonucunda 191 bin 371 çocuk hakkında velayet kararı verildi. Bu tablo, her yıl yüz binlerce çocuğun boşanma süreçlerinden doğrudan etkilendiğini gösteriyor.

Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir’e göre ise çocuklar açısından belirleyici olan yalnızca boşanma kararı değil, bu sürecin nasıl yönetildiği. Demir, çocukların psikolojik iyi oluşunu en çok etkileyen unsurlardan birinin anne ve babanın boşanma sürecindeki tutumu olduğunu söyledi.

Çocuklar Boşanmadan Çok Çatışmadan Etkilenebiliyor

Boşanma süreci çocuklar için zorlayıcı yaşam olaylarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, çocukların yaşadığı olumsuzlukların önemli bir bölümünün anne ve babanın çatışmalı ilişkileri, belirsizlikler ve iletişim sorunlarıyla bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

Demir, “Çocukların psikolojisini boşanmanın kendisinden çok anne ve babanın tutumu etkiliyor. Sağlıksız ve sürekli çatışmanın yaşandığı bir aile ortamı, bazı durumlarda boşanmanın kendisinden daha yıpratıcı olabiliyor” dedi.

Uzmanlara göre çocukların gelişimi açısından belirleyici olan, ebeveynlerin ayrılık sürecini nasıl yönettiği ve çocuğun kendisini güvende hissedip hissetmediği.

Boşanma Kararı Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Demir, boşanma kararının çocuklara gelişim düzeylerine uygun biçimde ve mümkünse anne ile babanın ortak açıklamasıyla aktarılması gerektiğini söyledi.

“Çocuklara boşanmanın onları terk etmek anlamına gelmediği açıkça anlatılmalı. Anne ve babalarının yaşamlarında olmaya devam edeceği hissettirilmelidir” diyen Demir, yalnızca sözlü açıklamanın yeterli olmadığını, ebeveynlerin davranışlarıyla da güven vermesi gerektiğini belirtti.

Çocukların boşanma sürecinde zaman zaman yaşananlardan kendilerini sorumlu tutabildiklerini ifade eden Demir, bu nedenle ebeveynlerin yaşanan sorunların çocuklardan kaynaklanmadığını açık biçimde anlatmasının önem taşıdığını söyledi.

İlkokul Çağındaki Çocuklar Daha Hassas Olabiliyor

Demir, boşanma sürecinin her yaş grubunu farklı şekillerde etkileyebildiğini belirterek özellikle 4-10 yaş aralığındaki çocukların yaşanan değişimleri anlamlandırmakta daha fazla zorlanabildiğini ifade etti.

“Bu yaş grubundaki çocuklar yaşananları anlamlandırmakta zorlanabiliyor. Bu nedenle kaygı, korku ve suçluluk duyguları daha yoğun görülebiliyor” diyen Demir, çocukların boşanmaya verdikleri tepkilerin yaş, gelişim düzeyi, aile içi ilişkiler ve ebeveynlerin yaklaşımına göre değişebileceğini söyledi.

Uzayan Davalar Belirsizlik ve Umutsuzluğu Artırabiliyor

Boşanma sürecinin yıllarca sürmesinin çocuklar üzerinde ayrı bir yük oluşturduğunu belirten Demir, özellikle velayet ve ebeveynler arasındaki hukuki çekişmelerin çocukları yıprattığını söyledi.

“Uzayan boşanma davaları çocuklarda karamsarlık, umutsuzluk ve belirsizlik duygusunu artırabiliyor. Çocuklar hiçbir şeyin çözülemeyeceğini düşünmeye başlayabiliyor” ifadelerini kullanan Demir, uzun süre devam eden çatışmalı süreçlerin çocukların geleceğe ilişkin güven duygularını da olumsuz etkileyebildiğini belirtti.

Hangi Belirtiler Görülebilir?

Demir’e göre boşanma sürecinde çocuklarda odaklanma güçlüğü, okula gitmek istememe, içe kapanma, öfke davranışları, tırnak yeme, parmak emme, altını ıslatma ve ders başarısında düşüş gibi belirtiler görülebiliyor. Bu belirtilerin her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirten Demir, yaş ve gelişim özelliklerine göre farklı tepkiler görülebileceğini ifade etti.

Uzmanlar, bu belirtilerin uzun sürmesi veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemesi halinde profesyonel destek alınmasını öneriyor.

“Çocuk Ne Anneden Ne Babadan Vazgeçer, Kendinden Vazgeçer”

Demir, boşanma sonrasında ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan birinin çocukların yanında karşı tarafı kötülemek olduğunu söyledi.

Ebeveynlerin boşanma sonrasında birbirlerini çocukların yanında kötülemesinin çocuk açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Demir, “Bir anne çocuğuna babasını, bir baba da çocuğuna annesini kötülediğinde çocuk ne anneden ne de babadan vazgeçer; kendinden vazgeçer” ifadelerini kullandı.

“Çocuklar Üzerinden Hesaplaşmayın”

Anne ve babaların kendi sorunlarını çocuklar üzerinden birbirlerine aktarmaya çalışmasının ciddi zararlar verdiğini dile getiren Demir, ebeveynlerin çözülemeyen sorunları çocuklar aracılığıyla sürdürmemesi gerektiğini söyledi.

“Ebeveynlerin kendi aralarındaki çözülemeyen sorunları çocuklar üzerinden birbirlerine aktarmaya çalışmaları, çocuklara verilebilecek en büyük zararlardan biridir” uyarısında bulunan Demir, bu tutumun çocukların psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Çocuk Hakları Açısından Neden Önemli?

Uzmanlara göre boşanma süreçlerinde temel öncelik çocuğun üstün yararının korunması olmalı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre çocukları ilgilendiren bütün işlemlerde çocuğun üstün yararı temel düşünce olarak kabul ediliyor. Çocukların kendilerini etkileyen konularda görüşlerini ifade etme hakkı da bulunuyor.

Uzmanlar, boşanma süreçlerinde çocukların yalnızca velayet ya da bakım düzenlemelerine konu olan bireyler olarak değil, kendi görüşleri, ihtiyaçları ve hakları bulunan kişiler olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, çocukların sürecin pasif nesneleri değil, hak sahibi bireyler olarak görülmesini sağlıyor.

Her Aileye Uzman Desteği Önerisi

Demir, boşanma sürecinin çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakmaması için ailelerin profesyonel destekten yararlanmasının önemli olduğunu söyledi:

“Çocukta herhangi bir problem ortaya çıkmasını beklemeden uzman desteği alınmasını öneriyorum. Bu süreç doğru yönetildiğinde çocukların yaşadığı olumsuz etkiler önemli ölçüde azaltılabilir.”

Demir’e göre asıl mesele boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmemesi değil, çocukların bu süreçte nasıl korunduğu.

Ebeveynlerin tutumlarının belirleyici olduğuna dikkat çeken Demir, boşanmanın her zaman çocuklar açısından yıkıcı sonuçlar doğurmayabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Eğer boşanmanın bir seçenek olduğu gerçeği çocuklara doğru anlatılır ve ebeveynlerin tutumları çocuğun gelişimine zarar verecek nitelikte olmazsa, boşanma çocuk üzerinde sanıldığı kadar olumsuz etkiler yaratmayabilir.”