Çocuk adalet sistemi, çocukların korunması ve infaz süreçlerine ilişkin kapsamlı değişiklikler içeren “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Düzenleme, çocuklara uygulanabilecek hapis cezalarının sınırlarından infazın gerçekleştirileceği kurumlara, sosyal inceleme raporlarından ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara uygulanacak tedbirlere kadar çok sayıda alanda değişiklik getiriyor.
Kanunda ayrıca uzun süredir mevzuatta kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
12-15 yaş grubunda hâkimin yetkisi genişletildi
Yeni düzenlemeye göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğunun belirlenmesinde, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğine bakılmaya devam edilecek.
Bu yeteneğin bulunmadığı değerlendirilen çocuklara ceza verilmeyecek, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanacak.
Ceza sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilen 12-15 yaş grubunda ise ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlarda 13 yıldan 18 yıla, müebbet hapis gerektiren suçlarda 10 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilecek.
Diğer cezalar yarı oranında indirilecek ve her fiil bakımından verilecek hapis cezası dokuz yılı aşamayacak.
Kanun ayrıca hâkime, 12-15 yaş grubundaki çocuklar bakımından bir üst yaş grubuna ilişkin ceza rejimini uygulayabilme konusunda takdir yetkisi veriyor.
15-18 yaş grubunda ceza sınırları yükseltildi
Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını tamamlamamış çocuklar bakımından ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 19 yıldan 27 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilecek.
Diğer cezalar üçte bir oranında indirilecek ve her fiil için uygulanacak hapis cezası 15 yılı geçemeyecek.
Kasten öldürme ile ölüm, bitkisel hayat, organ veya duyu kaybı gibi belirli ağır sonuçlara yol açan kasten yaralama suçlarında ise hâkim; olayın niteliği, kastın ağırlığı, amaç, suçun işleniş biçimi ve daha önce kasıtlı bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyet gibi ölçütleri dikkate alarak 15-18 yaş grubunda yaş indirimini uygulamayabilecek.
İnfaza kapalı kurumda başlanacak
Düzenlemenin çocuk hakları açısından en önemli değişikliklerinden biri infaz sisteminde yapıldı.
Önceki sistemde çocuk hükümlülerin cezalarının çocuk eğitimevlerinde infazına başlanabilirken yeni düzenlemeyle temel kural, infazın çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlaması olacak.
Çocuğun eğitimevine geçebilmesi için “iyi hâlli” olduğunun tespit edilmesi gerekecek.
Bu değerlendirme en geç üç ayda bir yapılacak. İdare ve gözlem kurulundaki değerlendirmeye psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı veya öğretmen gibi uzmanların yanı sıra Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonundan görevlendirilecek bir avukat da katılabilecek.
Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az hapis cezası alan çocuklar bu genel kuralın dışında bırakılacak ve cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek.
Bazı suçlarda “bir gün iki gün” uygulaması kaldırıldı
Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında çocukların 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün olarak değerlendirilmesi uygulaması genel olarak devam edecek.
Ancak kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarında bu uygulamadan yararlanılamayacak.
15 yaş altındaki çocuklar için sosyal inceleme zorunlu
Kanunla 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hale getirildi.
Sosyal inceleme yapılmadan hazırlanan iddianameler mahkeme tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilecek.
15 yaşını doldurmuş çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması durumunda ise savcı, mahkeme veya çocuk hâkiminin bunun gerekçesini iddianamede ya da kararda açıklaması gerekecek.
Sosyal inceleme; çocuğun içinde bulunduğu aile, eğitim, ekonomik ve sosyal koşulların adli süreçte değerlendirilmesine imkân veren çocuk adaletinin temel araçlarından biri olarak kabul ediliyor.
Yeni kavram: “Adli süreçteki çocuk”
Düzenlemeyle Çocuk Koruma Kanunu, Sosyal Hizmetler Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu dahil ilgili mevzuatta yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
Değişiklik, çocukların işlediği iddia edilen bir fiil üzerinden kimliklendirilmemesi açısından terminolojik bir dönüşüm getiriyor.
Ancak çocuk adaletinde hak temelli yaklaşım yalnızca kullanılan kavramlarla sınırlı değil. BM Çocuk Hakları Komitesi, çocukların adalet sistemiyle karşılaşması halinde sürecin çocuğun yeniden topluma katılımını desteklemesi, özgürlükten yoksun bırakmanın ise son çare olması ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanması gerektiğini vurguluyor.
Ceza sorumluluğu olmayan çocuklara yeni tedbirler
Kanun, ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için “yönlendirme tedbirleri” adı altında yeni uygulamalar da getiriyor.
Bu tedbirler arasında sosyal ve toplumsal hizmetlere katılım, kitap ve kütüphane çalışmaları, çevre temizliği ve ağaçlandırma faaliyetleri, bağımlılıkla mücadele programları ile dijital risklerden korunmaya yönelik uygulamalar bulunuyor.
Sosyal ve toplumsal hizmetler ile kitap, kütüphane ve çevre tedbirleri kapsamında çocuğa 20 saatten 300 saate kadar çeşitli faaliyetlere katılma yükümlülüğü getirilebilecek.
Çocukların dijital cihazları iki yıla kadar izlenebilecek
“Dijital risklerden korunma tedbiri” kapsamında ise çocuk tarafından kullanılan telefon, telefon hattı, bilgisayar veya tablet gibi cihazların bildirilmesine karar verilebilecek.
Bu cihazlardaki faaliyetler, BTK ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından üç aydan iki yıla kadar çeşitli takip yazılımları aracılığıyla denetlenebilecek. Riskli olarak tanımlanan bazı uygulama, platform ve dijital mecralara erişim de engellenebilecek.
Düzenleme bu yönüyle yalnızca çocuk adaletini değil, çocukların özel hayatının ve kişisel verilerinin korunması ile dijital haklarını da ilgilendiren yeni bir alan oluşturuyor.
Bıçak ve benzeri aletlerin çocuklara satışı yasaklanacak
Kanunla çeşitli kesici, delici ve bereleyici aletlerin 18 yaşından küçüklere satılması, çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması da yasaklandı.
İnternet ve mesafeli satışların da kapsama alındığı düzenlemenin satış ve sergilemeye ilişkin hükümleri 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.
Ateşli silahın gerekli dikkat ve özen gösterilmeden muhafaza edilmesi nedeniyle bir çocuğun silaha erişmesine neden olan kişiler için de, eylemin daha ağır bir suçu oluşturmaması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüldü.
Düzenlemeye neden itiraz ediliyor?
Kanun, Meclis görüşmeleri sırasında muhalefet milletvekilleri ve çocuk hakları alanındaki eleştiriler açısından özellikle cezaların ağırlaştırılması, çocukların kapalı ceza infaz kurumlarında daha uzun süre tutulabilmesi ve koruyucu sosyal politikaların geri planda kalması gerekçeleriyle tartışıldı.
TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde dile getirilen temel itirazlardan biri, çocukları adli sürece taşıyan yoksulluk, eğitimden kopuş, bağımlılık, şiddet, aile içindeki sorunlar ve suç örgütlerinin çocukları kullanması gibi koşulların yeterince ele alınmadığı; düzenlemenin ise bu koşulları önlemekten çok ceza ve infaz sistemini ağırlaştırdığı yönündeydi.
Muhalefet milletvekilleri ayrıca çocukların ceza infaz kurumlarında daha uzun süre tutulmasının, çocuk adaletinin temel ilkelerinden biri olan özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olması yaklaşımıyla çelişebileceğini savundu.
Meclis tutanaklarına yansıyan eleştirilerde, ceza sürelerinin artırılmasının tek başına çocukların yeniden adli sürece dahil olmasını önleyeceğinin gösterilemediği; sosyal inceleme raporlarının, koruyucu ve destekleyici hizmetlerin ve çocuğu adli sürece taşıyan koşulların ortadan kaldırılmasının öncelenmesi gerektiği ifade edildi.
Teklifin hazırlanma süreci de eleştiri konusu oldu. Genel Kurul görüşmelerinde, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İnfaz Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu gibi çocukların temel haklarını doğrudan etkileyen düzenlemeler yapılmasına rağmen teklif için kapsamlı bir etki analizi hazırlanmadığı yönünde itirazlar dile getirildi.
Eleştirilerin bir başka odağını ise çocuk hükümlülerin infazına kural olarak çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması oluşturdu. Çocuk hakları yaklaşımında kapatılmanın son çare olması gerektiğine dikkat çekilirken, çocukların eğitim, rehabilitasyon ve topluma yeniden katılımını önceleyen uygulamaların esas olması gerektiği savunuldu.
Yeni “dijital risklerden korunma tedbiri” de çocukların özel hayatı ve kişisel verilerinin korunması açısından tartışmaya açık başlıklardan biri. Kanun, ceza sorumluluğu bulunmayan çocukların dijital cihazlarının üç aydan iki yıla kadar takip yazılımlarıyla denetlenmesine olanak tanıyor. Bu uygulamanın nasıl sınırlandırılacağı, hangi verilerin izleneceği ve çocuğun mahremiyetinin nasıl korunacağı uygulama sürecinde yanıtlanması gereken çocuk hakları başlıkları arasında bulunuyor.
Kanunun destekçileri ise düzenlemenin yalnızca cezaları artırmadığını; sosyal inceleme raporunun 15 yaş altındaki çocuklar için zorunlu hale getirilmesi, yönlendirme tedbirleri oluşturulması, çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının önlenmesi ve “suça sürüklenen çocuk” yerine “adli süreçteki çocuk” kavramının benimsenmesi gibi koruyucu düzenlemeler de içerdiğini savunuyor.
