Haber Merkezi – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, Türkiye’de çocukların çalışma yaşamına dahil edilmesi giderek yaygınlaşırken, son 13 yılda en az 852 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi.
Veriler, son yıllarda kaydedilen artışın da dikkat çekici olduğunu gösteriyor. 2024 yılında en az 71, 2025 yılında ise en az 94 çocuğun çalıştırılırken hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Yaklaşık 3 milyon çocuk çalıştırılıyor
Türkiye’de çocukların çalışma yaşamına dahil edilmesi geniş bir alana yayılmış durumda. Verilere göre yaklaşık 3 milyon çocuk; tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalıştırılıyor.
Tarımda mevsimlik ve gezici işçilikten çobanlığa, sanayide atölye ve organize sanayi bölgelerine, inşaatlarda ağır işlerden hizmet sektöründe sokak işlerine kadar birçok alanda çocuk emeği kullanılıyor.
Özellikle tarımda çocukların aileleriyle birlikte şehir değiştirerek eğitimden koptuğu; sanayide ise çırak veya kalfa adı altında yetişkinlerle benzer iş yüküyle çalıştırıldığı ifade ediliyor.
MESEM sistemiyle yaygınlaşan işçileştirme
Çocukların çalışma süreçlerine dahil edilmesinde Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) önemli bir yer tutuyor.
2025-2026 eğitim öğretim yılı itibarıyla:
- 509 bin 85 MESEM öğrencisi 224 bin 346 işletmede,
- 254 bin 60 MTAL öğrencisi 111 bin 578 işletmede eğitim kapsamında yer alıyor.
Bu veriler, yüz binlerce çocuğun eğitim kapsamında doğrudan işyerlerinde bulunduğunu ortaya koyuyor. MESEM ve MTAL kapsamında işyerlerinde bulunan çocukların toplam sayısı yaklaşık 765 bine ulaşıyor.
Uygulamada çocukların haftada 5-6 gün, günde 10-12 saate varan sürelerle çalıştırıldığı ifade ediliyor.
Çalıştırılan çocuklar açısından tablo ağırlaşıyor
2026 yılının ilk üç ayına ilişkin veriler, çalıştırılan çocukların maruz kaldığı riskleri de ortaya koyuyor.
İSİG’in Mart 2026 raporuna göre; Ocak ayında 155, Şubat ayında 129 ve Mart ayında en az 148 kişi çalışırken yaşamını yitirdi.
Aylık raporlara göre ölümler en çok inşaat, taşımacılık ve sanayi sektörlerinde yoğunlaşıyor.
Bu tablo içinde çalıştırılan çocuklar da yer alıyor. Mart ayı verilerine göre yaşamını yitirenler arasında 0-14 yaş aralığında 6 çocuk ve 15-17 yaş aralığında 2 çocuk bulunuyor.
Bu durum, çocukların ağır ve tehlikeli çalışma koşullarına maruz bırakıldığını ortaya koyuyor.
Deprem sonrası yeniden inşa sürecinin sürdüğü şehirlerde ise güvencesiz çalışma koşullarının yoğunlaştığı, çocukların da bu süreçte çalışma yaşamına dahil edildiği ve risklerin arttığı belirtiliyor.
Çalıştırılan çocuklar için riskler yalnızca ölümle sınırlı değil
Veriler, çocukların çalışma yaşamına dahil edilmesinin yalnızca iş cinayetleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Uzun çalışma saatleri ve ağır koşullar çocuklar açısından:
- bedensel gelişimde bozulma,
- kalıcı sağlık sorunları,
- ruhsal etkilenme,
- eğitimden kopuş
gibi sonuçlara yol açıyor.
Yoksulluk ve eğitim politikaları belirleyici
Çalıştırılan çocuklara ilişkin verilerin yer aldığı aynı raporda, sorunun çözümüne yönelik değerlendirme ve önerilere de yer veriliyor.
Raporda, çocukların erken yaşta işgücüne dahil edilmesine yol açan uygulamaların sona erdirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Çocukların çalışma yaşamına itilmesini önlemek için eğitimin kamusal, erişilebilir ve ücretsiz biçimde yeniden güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Bu kapsamda, çocukların eğitimden kopmasını engellemek amacıyla beslenme, ulaşım ve barınma gibi temel ihtiyaçların kamusal olarak karşılanmasının önemine dikkat çekiliyor.
Mesleki eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde ise, çocukların doğrudan işyerlerinde bulunduğu mevcut yapının sorunlarına işaret edilerek, eğitim sürecinin merkezde olduğu ve çalışma ile eğitimin dengelendiği bir modelin gerekliliği ifade ediliyor.
Raporda ayrıca, çocukların çalışma yaşamına itilmesinde belirleyici olan yoksulluk koşullarına karşı sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.
