Haber Merkezi – Diyarbakır’da 17-18 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen “Kentleri Çocuklarla Yeniden Kurma Çalıştayı”, sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla tamamlandı. Çalıştayda çocuk hakları, kent politikaları, yoksulluk, ayrımcılık, kamusal sorumluluk ve çocukların karar alma süreçlerine katılımı ele alındı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Önce Çocuklar Derneği ortaklığında düzenlenen çalıştay, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Çocuk Şube Müdürlüğü organizasyonuyla gerçekleştirildi. Çalıştaya yerel yönetim temsilcileri, çocuk hakları alanında çalışan kurumlar, akademisyenler, hukukçular, eğitimciler, sosyal hizmet uzmanları ve sivil toplum temsilcileri katıldı.
Çocukların kent hakkı tartışıldı
Çalıştayın ilk gününde çocukların kent yaşamındaki görünürlüğü, güvenli kamusal alanlara erişimi, kültürel hakları ve karar alma süreçlerine katılımı üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Açılış konuşmasını yapan Kent Konseyi Genel Sekreteri Selvi Tunç, mevcut kent planlamalarının çocukların ihtiyaçlarını yeterince gözetmediğini belirtti. Tunç, güvenli yaya geçitlerinin eksikliği, oyun alanlarının yetersizliği ve erişilebilir olmayan parkların çocukların kent yaşamına eşit ve güvenli katılımını engellediğini ifade etti.
Tunç, Kürt çocuklarının karşı karşıya kaldığı çok katmanlı eşitsizliklere de dikkat çekerek çocukların yalnızca fiziksel koşullar nedeniyle değil, kimlik temelli ayrımcılık nedeniyle de dışlandığını söyledi.
Çocuklardan havuz ve kütüphane talebi
Çalıştayda konuşan Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ömer Saman, katılımcı bütçe çalışmaları kapsamında çocuklardan gelen talepleri paylaştı. Saman, yapılan görüşmelerde yaklaşık 15 bin çocuğun yüzme havuzu, yaklaşık bin çocuğun ise kütüphane talebinde bulunduğunu belirtti.
Saman, çocuklara yönelik sosyal politikaların yalnızca koruyucu değil, dönüştürücü bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı. Kentte derinleşen yoksulluk, eğitimden kopuş, çocukların çalıştırılması ve psikososyal kırılganlıkların çocuklara yönelik politikaların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığı ifade edildi.
“Her çocuğun sesi duyulmalı”
Çalıştayda konuşan Hatice Göz, çocuk hakları tartışmalarında bütüncül bir yaklaşımın esas alınması gerektiğini söyledi. Göz, çocuk meclislerinin yalnızca belirli kesimlerin değil; sokakta çalışan, çadır kentlerde yaşayan ve görünmez bırakılan çocukların da sesini duyurabileceği mekanizmalara dönüşmesi gerektiğini belirtti.
Çalıştay kapsamında Önce Çocuklar Derneği Proje Yöneticisi Mazlum Mengüç, deprem sonrası çocukların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin saha araştırması raporunu sundu. Sunumda barınma, eğitim, psikososyal destek ve güvenlik alanlarında yaşanan sorunlara dikkat çekildi. Ezgi Koman ise Türkiye’de çocuk hakları ve özgürlükleri açısından kamusal sorumluluğun aşınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sonuç bildirgesi açıklandı
Çalıştayın ikinci gününde çocuk hakları, katılımcı kent modeli, kamusal sorumluluk ve çocukların özgürlük alanları başlıklarında atölyeler düzenlendi. Atölyelerden elde edilen veriler sonuç bildirgesine dönüştürüldü. Bildirgeyi Önce Çocuklar Derneği Proje Yöneticisi Mazlum Mengüç okudu.
Sonuç bildirgesinde çocukların yalnızca korunması gereken bireyler değil; kenti yaşayan, deneyimleyen, eleştiren, talep eden ve çözüm öneren özneler olduğu vurgulandı.
Bildirgede çocuk emeği sömürüsü, eğitimden kopuş, çocuk yaşta evlilikler, anadil hakkı, psikososyal destek ve çocukların karar alma süreçlerine katılımı temel sorun alanları arasında gösterildi.
Oyun, kültür ve sanat temel hak
Sonuç bildirgesinde çocuk dostu kent anlayışının yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı olmadığı belirtildi. Parklar, kütüphaneler, spor alanları, kültür-sanat merkezleri ve atölyelerin çocuklar için temel hak alanları olduğu ifade edildi.
Engelli çocukların kamusal alanlara erişimde yaşadığı sorunlar, kız çocuklarının kamusal alandaki hareket alanlarının daralması ve göç eden ailelerin çocuklarının hizmetlere erişememesi de bildirgede öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Yerel yönetimlere ve kamu kurumlarına çağrı
Bildirgede yerel yönetimlerden çocuk hakları temelli strateji ve bütçe oluşturması istendi. Mahalle ölçeğinde ücretsiz etüt merkezleri, güvenli oyun alanları, psikososyal destek birimleri ve erişilebilir kültür-sanat alanlarının yaygınlaştırılması talep edildi.
Merkezi kamu kurumlarına ise çocuk haklarını merkeze alan, koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikalarını güçlendiren bütüncül bir yaklaşım geliştirme çağrısı yapıldı.
Çalıştay bileşenlerinin düzenli izleme toplantıları yapılması, tematik çalışma grupları kurulması ve çocukların doğrudan katıldığı yeni buluşmalar organize edilmesi konusunda ortak irade ortaya koyduğu belirtildi. Bildirgede, “Bu bildiri, bir noktanın değil, yeni bir paragrafın başlangıcıdır. Sözümüz, çocukların sözünün yanındadır” denildi.
