"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
Analiz/DosyaRaporlar

Çocuk Refahında 35. Sıra: Türkiye İçin Veriler Ne Söylüyor?

UNICEF Innocenti’nin 2025 raporuna göre Türkiye, 43 OECD ve AB ülkesi arasında çocuk refahında 35. sırada yer aldı. Veriler, çocukların sağlık, eğitim ve korunma alanlarında çok boyutlu risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Haber: Rahime Tekin Haziran 8, 2026 5 Dakika

MediaCH – UNICEF Innocenti Küresel Araştırma ve Öngörü Ofisi’nin 2025 tarihli “Child Well-Being in an Unpredictable World” raporu, OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde çocukların iyi olma haline ilişkin verileri karşılaştırdı.

Rapor, 43 ülkeyi ruhsal iyi oluş, fiziksel sağlık ve beceriler başlıkları üzerinden değerlendirdi. Genel sıralamada Hollanda birinci, Danimarka ikinci, Fransa üçüncü sırada yer aldı. Türkiye ise 35. sırada yer aldı.

Türkiye’nin alt göstergelerdeki konumu da dikkat çekti. Rapora göre Türkiye, ruhsal iyi oluşta 35., fiziksel sağlıkta 37., beceriler alanında ise 37. sırada gösterildi.

Türkiye için 35. sıra ne anlama geliyor?

UNICEF Innocenti raporu, çocuk refahını yalnızca tek bir göstergeyle ölçmüyor. Raporda çocukların yaşam memnuniyeti, intihar oranları, fiziksel sağlık göstergeleri, fazla kiloluluk oranları ve akademik becerileri birlikte değerlendiriliyor.

Bu nedenle Türkiye’nin 35. sırada yer alması, yalnızca eğitim başarısı ya da sağlık hizmetleriyle açıklanabilecek bir tablo sunmuyor. Raporun gösterdiği çerçeve, çocukların iyi olma halinin ruh sağlığı, bedensel sağlık, eğitim becerileri, sosyal destek, güvenli yaşam koşulları ve korunma mekanizmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

UNICEF, raporda çocuk refahındaki gerilemenin yalnızca COVID-19 salgınıyla açıklanamayacağını; eşitsizlikler, ekonomik baskılar, çevresel riskler, dijital dönüşüm ve sosyal destek sistemlerinin de bu tabloda etkili olduğunu belirtiyor.

Fiziksel sağlıkta Türkiye 37. sırada

Raporda Türkiye’nin en geride yer aldığı alanlardan biri fiziksel sağlık oldu. Türkiye, bu başlıkta 43 ülke arasında 37. sırada gösterildi.

UNICEF Data verilerine göre Türkiye’de 5 yaş altı ölüm oranı binde 10 düzeyinde. Bu oran, çocukların yaşama ve sağlıklı gelişme hakkı açısından temel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.

Fiziksel sağlık göstergeleri; yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, erken çocukluk dönemi, koruyucu sağlık hizmetleri, beslenme, aşılama, çevresel koşullar ve uzmanlaşmış sağlık hizmetlerine erişimle de bağlantılı. Türkiye açısından çocuk sağlığı hizmetlerinin bölgesel dağılımı, uzmanlık hizmetlerine erişim ve koruyucu sağlık politikaları, çocuk refahı tartışmasının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Ruhsal iyi oluş yalnızca bireysel bir mesele değil

Türkiye, UNICEF Innocenti raporunda ruhsal iyi oluş başlığında 35. sırada yer aldı. Bu başlık, çocukların yaşam memnuniyeti ve ergen intihar oranları gibi göstergeler üzerinden değerlendiriliyor.

UNICEF Türkiye’nin 2023 yıllık raporunda ise 2022 yılında 1-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 54,1’inin psikolojik saldırganlık veya fiziksel ceza dahil herhangi bir şiddet içeren disiplin yöntemine maruz kaldığı aktarıldı.

Bu veri, ruhsal iyi oluşun yalnızca bireysel psikolojiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Evde, okulda ve sosyal çevrede şiddetten korunma; çocukların iyi olma hali açısından temel belirleyiciler arasında yer alıyor.

Beceriler alanında 37. sıra

UNICEF Innocenti raporunda Türkiye, beceriler alanında da 37. sırada yer aldı. Rapor bu başlık altında akademik becerileri ve çocukların eğitimle bağlantılı gelişim göstergelerini değerlendiriyor.

Türkiye açısından bu başlık, yalnızca okul başarısıyla sınırlı değil. Eğitimde kalma, okula düzenli devam, yoksulluk, sosyal destek, mülteci ve göçmen çocukların eğitime erişimi, psikososyal destek ve çocukların çalıştırılması gibi alanlar da beceri gelişimini etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.

UNICEF Türkiye’ye göre resmi istatistikler, 5-17 yaş grubunda en az 720 bin çocuğun çalıştırıldığını ve bunun aynı yaş grubundaki çocuk nüfusunun yüzde 4,4’üne karşılık geldiğini gösteriyor. UNICEF Türkiye, bu sayının mülteci çocukları kapsamadığını da belirtiyor.

Bu veri, çocukların çalıştırılmasının yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını; eğitimden kopma, sağlık ve gelişim riskleri, kayıt dışılık ve sosyal destek eksikliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Koruma mekanizmaları refah göstergelerini etkiliyor

UNICEF raporundaki çocuk refahı tablosu, Türkiye’de çocuk koruma mekanizmalarının sahadaki işleyişini de gündeme getiriyor. Şiddet, ihmal, aile baskısı, erken yaşta evlendirilme riski veya sosyal destek eksikliği gibi durumlarda çocuğun başvuru sonrası ne kadar güvende olduğu, iyi olma halini doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.

Görüşülen 20 yaşındaki bir kadın, erken yaşta evlendirilmemek için resmi makamlara başvurduğunu, bunun ardından ailesinden alınarak yurda yerleştirildiğini anlattı. Güvenlik ve mahremiyet gerekçesiyle kadının kimlik bilgileri, yaşadığı yer, kurum adı ve tanımlayıcı ayrıntılar paylaşılmadı.

Kadın, yerleştirildiği kurumda kendisini güvende ve desteklenmiş hissetmediğini söyledi. Kurum koşullarının kendisi için ağır olduğunu, bu nedenle şikâyetini geri çekerek ailesinin yanına dönmek zorunda kaldığını anlattı. Anlatımına göre aile yanına dönmesi, evlendirilme baskısını ortadan kaldırmadı ve ilerleyen süreçte erken yaşta evlendirilmekten kurtulamadı.

Bu tanıklık, çocuk refahının yalnızca istatistiklerle değil, çocuk koruma mekanizmalarının başvuru sonrasında nasıl işlediğiyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor. Güvenli barınma, psikososyal destek, eğitim takibi, hukuki destek ve bağımsız şikâyet yolları, çocukların iyi olma halini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Erken yaşta evlendirilme riski refah tablosunun parçası

Erken yaşta evlendirilme riski, çocuk refahını etkileyen koruma başlıklarından biri. UNICEF Türkiye’ye göre Türkiye’de yasal evlenme yaşı 18 olsa da 17 yaşında ebeveyn veya yasal vasi izniyle; 16 yaşında ise mahkeme kararıyla evliliğe izin verilebiliyor.

UNFPA Türkiye’nin değerlendirmesine göre Türkiye’de 18-45 yaş aralığındaki her beş kadından biri 18 yaşından önce evlendirildi. Aynı kaynak, erken yaşta evlendirilen her üç kadından birinin 18 yaşından önce anne olduğunu aktarıyor.

Bu veriler, erken yaşta evlendirilme riskinin eğitimden kopma, erken gebelik, sosyal izolasyon, şiddet riski ve sağlık hizmetlerine erişim gibi alanlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle konu, UNICEF raporunda öne çıkan ruhsal iyi oluş, fiziksel sağlık ve beceriler başlıklarından bağımsız değerlendirilemiyor.

Rapor hükümetlere ne öneriyor?

UNICEF Innocenti, çocuk refahındaki gerilemenin tersine çevrilmesi için hükümetlere bütüncül politika çağrısı yaptı.

Raporda ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, ebeveyn destek programları, okul temelli sosyal-duygusal öğrenme çalışmaları, zorbalık ve ayrımcılıkla mücadele, sağlıklı gıda ortamları, fiziksel aktivite ve çocukların kararlara katılımı gibi başlıklara dikkat çekildi.

UNICEF, çocukların iyi olma halinin yalnızca tek bir bakanlık ya da tek bir politika alanıyla sağlanamayacağını; sağlık, eğitim, sosyal hizmet, çocuk koruma ve eşitsizliklerle mücadele politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye için temel soru: Haklara erişim

UNICEF Innocenti raporunda Türkiye’nin 43 ülke arasında 35. sırada yer alması, çocuk hakları alanında yalnızca “hangi haklar tanınıyor?” sorusunu değil, “çocuklar bu haklara gündelik yaşamda ne kadar erişebiliyor?” sorusunu da gündeme getiriyor.

Raporun Türkiye açısından işaret ettiği tablo; ruhsal iyi oluş, fiziksel sağlık ve beceriler alanlarının birbirinden bağımsız olmadığını gösteriyor. Şiddetten korunma, eğitimde kalma, sağlık hizmetlerine erişim, sosyal destek, psikososyal destek ve çocuk koruma mekanizmalarının işleyişi, çocuk refahının temel parçaları olarak öne çıkıyor.