"Çocuğun Üstün Yararı İçin Etik Yayıncılık"
MediaCH Akademi
DünyaTeknoloji

Fas’ta çocuklara yönelik dijital şiddete karşı ulusal işbirliği çağrısı

Avrupa Konseyi’nin Rabat’ta düzenlediği toplantı, çocukların dijital ortamda korunması için bildirim, dijital delil ve mağdur desteği mekanizmalarını gündeme taşıdı.
Kaynak: MediaCH Temmuz 2, 2026 4 Dakika

Avrupa Konseyi, Fas’ta çocuklara yönelik çevrimiçi şiddetle mücadeleyi güçlendirmek amacıyla ulusal düzeyde bir toplantı düzenledi. Rabat’ta gerçekleştirilen toplantı, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortak finanse edilen MA-JUST programı kapsamında yapıldı.

Toplantıya Fas Adalet Bakanlığı, Başsavcılık, Emniyet Genel Müdürlüğü, çocuk koruma alanında çalışan kurumlar ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Avrupa Konseyi açıklamasına göre toplantıda çocukları hedef alan dijital şiddetin yeni biçimleri, mevcut bildirim ve tespit mekanizmaları, mağdurlara yönelik psikolojik ve hukuki destek ihtiyacı ele alındı. Katılımcılar ayrıca dijital delillerin toplanması, çok disiplinli destek mekanizmaları ve kurumlar arası bilgi paylaşımının güçlendirilmesi için öneriler geliştirdi.

Çocukların dijital ortamdaki varlığı artıyor

Fas’ta çocuklara yönelik dijital riskler, çocukların internet ve sosyal medya kullanımındaki artışla birlikte daha görünür hâle geliyor. UNICEF Maroc’un “Les enfants en chiffres au Maroc” çalışmasına göre ülkede 0-17 yaş grubundaki çocukların sayısı 11 milyon 638 bin. Bu sayı, Fas nüfusunun yüzde 31,6’sına karşılık geliyor.

Fas Telekomünikasyon Düzenleme Ajansı’nın 2024-2025 TIC araştırmasına göre, hanelerde çocukların internet kullanımı 2019’da yüzde 50,1 iken 2024’te yüzde 67’ye yükseldi. İnternet kullanan çocukların yüzde 95,5’i eğitim, yüzde 90,7’si oyun veya eğlence, yüzde 80,9’u ise sosyal ağlar için internet kullanıyor. Aynı araştırmada ebeveynlerin en önemli kaygıları arasında internetin çocukların sağlığına, okul başarısına, günlük faaliyetlerine ve uygunsuz içeriklere maruz kalma riskine etkisi yer aldı.

Bildirim ve koruma mekanizmaları güçlendirilmeli

Fas Ekonomik, Sosyal ve Çevresel Konseyi’nin 2024’te kabul ettiği “Çocuklar için kapsayıcı ve koruyucu dijital ortam” başlıklı görüşü, çocukların çevrimiçi ortamda korunması için daha bütünlüklü bir ulusal yaklaşıma ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. CESE’ye göre 2023’te Fas’ta 21 milyon kişi, yani nüfusun yüzde 56’sından fazlası sosyal ağları kullanıyordu. Kurum, bu kullanımın 5-18 yaş grubundaki çocuklar arasında da yaygın olduğuna dikkat çekti.
CESE raporunda, “Espace Maroc Cyberconfiance” portalına 20 Ekim 2023 itibarıyla 1.745 bildirim yapıldığı belirtildi. Bu bildirimlerin 1.647’si sosyal ağlarda yayımlanan içeriklerle, 98’i ise çocukların çevrimiçi cinsel istismarını içeren fotoğraf ve videolarla ilgiliydi.

Bu veriler, çocukların dijital ortamda korunmasının yalnızca teknik güvenlik ya da bireysel aile denetimiyle sınırlı ele alınamayacağını gösteriyor. Bildirim mekanizmalarının erişilebilir olması, dijital delillerin hukuka uygun biçimde toplanması, zarara maruz bırakılan çocukların psikolojik ve hukuki desteğe ulaşabilmesi ve kurumlar arasında etkili bilgi paylaşımı kurulması çocuk koruma sisteminin temel başlıkları arasında yer alıyor.

Küresel veriler riskin boyutunu gösteriyor

Çocuklara yönelik dijital şiddet yalnızca Fas’ın karşı karşıya olduğu bir sorun değil. Childlight’ın küresel tahminine göre her yıl 300 milyondan fazla çocuk teknoloji aracılı cinsel sömürü ve istismar biçimlerinden etkileniyor. Bu veri, çevrimiçi ortamda çocuk korumanın küresel ölçekte bir kamu politikası meselesi olduğunu gösteriyor.

WeProtect Global Alliance’ın 2025 Küresel Tehdit Değerlendirmesi de çevrimiçi çocuk cinsel sömürüsü ve istismarının ölçeği ile karmaşıklığının mevcut koruma mekanizmalarının önüne geçtiğini belirtiyor. Raporda şifreli alanlar, finansal cinsel şantaj ve farklı çevrimiçi zarar biçimlerinin kesişimi öne çıkan riskler arasında sayılıyor.

ABD merkezli National Center for Missing & Exploited Children’ın CyberTipline verileri de dijital risklerin büyüyen ölçeğini ortaya koyuyor. NCMEC, 2025’te 21,3 milyon bildirim aldığını ve bu bildirimlerde 61,8 milyondan fazla görsel, video ve dosya bulunduğunu açıkladı. Kurum ayrıca 2025’te üretken yapay zekâ ile bağlantılı 1,5 milyondan fazla bildirim aldığını belirtti.

Yapay zekâ ve deepfake yeni risk alanı

Çocuklara yönelik dijital şiddetin yeni biçimleri arasında yapay zekâ ile üretilen istismar içerikleri de yer alıyor. Internet Watch Foundation’ın 2025 verilerine göre kurum, 2024 ve 2025 yıllarında 15 binden fazla yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı görseli ve videosu değerlendirdi. 2025’te gerçekçi yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı içeriği barındıran 491 bildirim kaydedildi; bu bildirimlerde 8.029 suç niteliğinde görsel ve video tespit edildi.

IWF ayrıca 2025’te 3.443 yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı videosu tespit ettiğini açıkladı. Bu sayı, 2024’te kaydedilen 13 videoya göre 260 kattan fazla artış anlamına geliyor. Kurum, bu alandaki gelişmelerin teknoloji şirketleri ve karar alıcılar açısından “tasarımdan itibaren güvenlik” yaklaşımını zorunlu kıldığını vurguluyor.

Uluslararası standartlar gündemde

Rabat’taki toplantıda çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin uluslararası standartlar da ele alındı. Avrupa Konseyi açıklamasında, çocukların cinsel sömürü ve istismardan korunmasına ilişkin Lanzarote Sözleşmesi ile siber suçlarla mücadeleye ilişkin Budapeşte Sözleşmesi standartlarına atıf yapıldı.

Avrupa Konseyi, toplantının Fas’ta çocuk hakları alanında yürütülen çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Kurumun açıklaması, çocuklara yönelik dijital şiddetle mücadelede yalnızca cezai süreçlerin değil; erken bildirim, mağdur desteği, dijital delil kapasitesi, eğitim ve kurumlar arası işbirliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Çocukların dijital ortamda korunması, internet kullanımını yasaklamak ya da yalnızca ailelerin sorumluluğuna bırakmakla çözülebilecek bir alan değil. Veriler, çocukların dijital dünyada daha fazla varlık gösterdiğini; buna karşılık koruma, destek ve hesap verebilirlik mekanizmalarının aynı hızla güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.