İHD: MESEM çalıştırılan çocuklar için bir eğitim değil, hak ihlali sistemi

İHD: MESEM çalıştırılan çocuklar için bir eğitim değil, hak ihlali sistemi
Paylaş

İnsan Hakları Derneği, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çocukları eğitimden kopardığını, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırdığını ve bu durumu devlet politikası haline getirdiğini açıkladı. İHD, MESEM’lerin kapatılmasını isteyerek çocukların yaşam, güvenlik ve eğitim hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğine dikkat çekti.

İstanbul – İnsan Hakları Derneği (İHD), 5 Aralık’ta yaptığı açıklamada Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çalıştırılan çocuklar açısından ağır hak ihlallerine yol açtığını belirtti. Açıklamada, 2016’dan bu yana zorunlu eğitim kapsamında yer alan MESEM’lerin, fiiliyatta çocukların eğitim sisteminden koparılarak işyerlerine yönlendirilmesi anlamına geldiği vurgulandı.

İHD, MESEM uygulamasının kağıt üzerinde mesleki beceri kazandırmayı hedeflese de gerçekte çocukların haftanın en az dört günü ağır çalışma koşullarına maruz bırakıldığını belirterek, “18 yaşından küçük çocuklar eğitimden uzaklaşmakta, ucuz iş gücü olarak kullanılmakta ve ölümcül risklerle karşı karşıya kalmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, devletin çocukların üstün yararını gözetme yükümlülüğü hatırlatılırken, mevcut uygulamaların bu yükümlülükle açık biçimde çeliştiği vurgulandı.

11 ayda en az 85 çalıştırılan çocuk yaşamını yitirdi

İHD, 2025 yılının ilk 11 ayında en az 85 çalıştırılan çocuğun işyerlerinde hayatını kaybettiğini hatırlattı. Açıklamada, bu ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir olduğuna dikkat çekilerek çocukların inşaatlarda, fabrikalarda ve atölyelerde yüksekten düşme, makinelere sıkışma ve elektrik çarpmasına maruz bırakıldığı belirtildi.

Dernek açıklamasında, “Bu ölümler münferit değildir; çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasının sistematik hale geldiğini göstermektedir” denilerek MESEM kapsamındaki işyerlerinde denetim yapılmamasının çocukların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.

Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’nin MESEM kapsamında çalıştığı işyerinde maruz kaldığı şiddet sonucu hayatını kaybetmesi ise açıklamada özel olarak yer aldı. İHD, bu vakanın sistemin ulaştığı noktayı açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.

MESEM’e itiraz edenlere gözaltı ve tutuklama

İHD, MESEM uygulamalarını protesto eden öğretmen ve öğrencilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına da tepki gösterdi. Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi sırasında yapılan protestolar sonrası öğretmenlerin gözaltına alınması ve öğrencilerin tutuklanmasının barışçıl protesto hakkının ihlali olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “Hak arama özgürlüğü demokratik toplumun temelidir. Hiç kimse barışçıl protesto hakkını kullandığı için cezalandırılamaz” denildi.

“Çocuklar ucuz iş gücü değildir”

İHD, çalıştırılan çocuklar konusunun yoksullukla açıklanamayacağını, bunun bilinçli bir politik tercih olduğunu ifade etti. Dernek, devletin sorumluluğunun çocukları işgücüne yönlendirmek değil; sosyal destek mekanizmalarını güçlendirerek çocukların eğitim sistemi içinde kalmasını sağlamak olduğunun altını çizdi.

Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler yer aldı:
“Devletin, kurumların ve toplumun asli görevi çocukları ucuz iş gücü olarak görmek değil; onların sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamında geleceğe hazırlanmasını sağlamaktır.”

İHD, MESEM’lerin kapatılması çağrısını yineleyerek çocukların yaşam, eğitim ve güvenlik hakkının eksiksiz biçimde güvence altına alınmasını istedi.

Açıklama Metninin Tamamı

Çocuk İşçiliğine Son Verilsin, Güvenli Eğitim Hakkı Sağlansın
Türkiye’de çocukların en temel hakları olan eğitim, korunma ve güvenli bir yaşam hakkı, son
dönemde Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programı ile ciddi biçimde ihlal edilmektedir. 2016
yılı itibarıyla örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan MESEM programı, kağıt üzerinde mesleki
beceri kazandırmayı hedeflese de uygulamada 18 yaşından küçük çocukların eğitimden
kopmasına, haftanın en az 4 günü ağır çalışma koşullarında çalışmasına, ucuz iş gücü olarak
kullanılmasına ve işyerlerinde ölümcül risklerle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.
Çocukların üstün yararını gözetmek, onların fiziksel ve psikolojik gelişimlerine uygun eğitim
sistemleri üretmek, özellikle göçmen ve düşük gelirli ailelere destek olarak dezavantajlı
çocukların yaşadığı eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve kayıt dışı işgücü olarak çalıştırılan
çocukları tespit ederek olası hak ihlallerini engellemek ile yükümlü olan Türkiye Cumhuriyeti
Devleti bu yükümlülüklerinin aksine, hak ihlallerini yasallaştırmakta ve kurumsallaştırmaktadır.
Çocuk işçiliğinin ve güvencesiz çalışma koşullarının “meslek edindirme projesi” adı altında
devlet politikası olarak sunulmasına karşın bu alanda yaşanan kayıplar bizlere MESEM
uygulamasının aslında hak ihlallerine zemin hazırladığını ve bu ihlalleri yeniden ürettiğini
göstermektedir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre Ocak 2025 – Kasım 2025 tarihleri
arasında en az 85 çocuk işçi hayatını kaybetmiştir. Son yıllarda yaşanan ölümler, bu ihlallerin
ne kadar yaygın ve önlenebilir olduğunu daha da açık biçimde ortaya koymaktadır: 16 yaşındaki
Zekai Dikici’den 17 yaşındaki Ulaş Dumlu’ya, 14 yaşındaki Arda Tonbul’dan 15 yaşındaki Erol
Can Yavuz’a kadar yüzlerce çocuk; inşaatlarda, fabrikalarda, atölyelerde, MESEM kapsamında
çalıştırıldıkları işyerlerinde yüksekten düşme, makineye sıkışma, elektrik akımına kapılma gibi
nedenlerle yaşamını yitirdi. 2023–2025 arasında belgelenen bu ölümler; çocukların ağır ve
tehlikeli işlerde çalıştırılmasının, çocukların yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğinin
acı bir göstergesidir.

Çocuk işçilerin başına gelen ölümler ve yaralanmalar, güvencesiz çalışma koşullarının ihmal
edilmesi ve kasten görmezden gelinmesi sonucunda artmaktadır. Genel olarak işyerlerinin yanı
sıra, MESEM kapsamında işçi çalıştıran işyerlerinin de denetlenmemesi ve gerekli yaptırımların
uygulanmaması, çocukların yaşam hakları ile maddi ve manevi varlıklarını geliştirme haklarının
ihlalini doğrudan kolaylaştırmaktadır. Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde 15 yaşındaki Muhammed
Kendirci’nin MESEM kapsamında çalıştığı işyerinde hava kompresörü ile makatına yüksek
basınçlı hava sıkılması sonucunda hayatını kaybetmesi de yaşanan ihlallerin boyutunu gözler
önüne sermektedir.

Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi’nde MESEM programını ve uygulamalarını
protesto etmek isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi 4 öğretmen ve Türkiye İşçi
Partisi üyesi 17 genç gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan 17 TİP üyesi öğrenciden 16’sı
03/12/2025 tarihinde tutuklanmış, gözaltına alınan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi 4
öğretmen ise halen gözaltında tutulmaktadır. Gözaltı ve tutuklanmalar, ifade ve örgütlenme
özgürlüğünün ve barışçıl protesto hakkının açıkça ihlalidir. Hak arama özgürlüğü, demokratik
toplumun temelidir ve hiç kimse bu nedenle cezalandırılamaz.
MESEM programının mevcut uygulamaları, Türkiye’nin taraf olduğu başta Birleşmiş Milletler
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’den doğan yükümlülükler olmak üzere diğer uluslararası insan
hakları yükümlülükleriyle de çelişmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de çocuk
işçilik: “Çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal gelişimini engelleyen; eğitim hakkını zayıflatan veya
tehlikeli koşullarda gerçekleşen çalışma” şeklinde tanımlanmaktadır. Devlet, çocukların
haklarını savunan gençleri cezalandırmak yerine, sözleşmelerde açıkça belirtilen
yükümlülükleri eksiksiz biçimde yerine getirilmeli; çocukların yaşamını, güvenliğini ve eğitimini
güvence altına alınmalı ve çocuk işçiliğini engelleyecek politikalar geliştirmelidir.
Bu bağlamda;

  1. Çocukların yaşamına mal olan, emeklerini sömüren MESEM’ler kapatılmalıdır.
  2. MESEM’ler kapatılana kadar programı acilen yeniden düzenlenmeli; 18 yaş altı
    çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasına derhâl son verilerek zorunlu eğitimden
    kopmalar önlenmelidir.
  3. MESEM kapsamında çocuk çalıştıran tüm işyerlerinde düzenli ve etkin denetimler
    yapılmalı; iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihlal eden işverenlere caydırıcı idari ve
    cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
  4. Çocuk işçi ölümleri ve yaralanmalarıyla ilgili tüm vakalar bağımsız, şeffaf ve etkili
    biçimde soruşturulmalı; özellikle ağır hak ihlallerinde (ör. Muhammet Kendirci vakası)
    tüm sorumlular hakkında adli süreç derhâl işletilmelidir.
  5. Devlet, çocuk işçiliğini besleyen yoksulluk, eşitsizlik ve göçmenlik kaynaklı riskleri
    azaltmak için sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmeli; çocukların eğitim sistemi
    içinde kalmasını sağlayacak politikaları uygulamalıdır.
  6. Çocuk işçiliğini meşrulaştıran ve kurumsallaştıran tüm uygulamalar sona erdirilmeli; BM
    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve ILO standartlarına uygun şekilde ulusal ölçekte
    çocuk işçiliğini önleme politikası oluşturulmalıdır.
  7. Barışçıl protesto hakkını kullanan öğretmen ve öğrenciler hakkında uygulanan gözaltı ve
    tutuklama işlemleri sonlandırılmalı; ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkına yönelik
    müdahaleler durdurulmalıdır.
    Devlet, tüm düzenlemelerde ve uygulamalarda çocuğun üstün yararı ilkesini temel
    alarak çocukların yaşam, eğitim ve güvenlik haklarını eksiksiz biçimde güvence altına
    almalıdır.
    İnsan Hakları Derneği olarak devletin, kurumların ve toplumun asıl görevinin: çocukları ucuz
    işgücü olarak görmek değil, onların sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamında geleceğe
    hazırlanmasını sağlamak olduğunu hatırlatıyoruz. Eğitim hakkı gibi anayasa ve uluslararası
    insan hakları sözleşmesi güvencesinde olan protesto hakkını kullananlar üzerindeki baskılara
    hayır diyoruz. Çocuk haklarını savunan herkesle dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.
    Çocuklar için başta yaşam hakkı olmak üzere adalet, güvenlik, sağlık, barınma ve eğitim talep
    ediyor; haklarımızdan ve çocuklarımızın geleceğinden asla vazgeçmiyoruz.
    İnsan Hakları Derneği
Paylaş