Çocukların Dijital Mahremiyeti Ebeveyn Eliyle İhlal Ediliyor

Paylaş

Uzmanlar ve hukukçular, sosyal medyada çocukların kişisel verilerinin ebeveynler tarafından paylaşılmasının, çocuğun üstün yararı ve özel hayatın gizliliğiyle çeliştiğine dikkat çekiyor.

İstanbul Barosu Kişisel Verilerin Korunması Komisyonu tarafından “Dijital Mecralarda Çocukların Kişisel Verilerinin Korunması” başlığıyla düzenlenen sempozyumda, dijital ortamda çocukları bekleyen tehlikeler tartışıldı. Sempozyumda, çocukların kişisel verilerinin korunmasında ebeveynlerin rolü, dijital ayak izleri ve unutulma hakkı ile dijital okuryazarlık ele alındı.

Kişisel Verilerin Korunması Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi Av. Sena Çoban, moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, sosyal medyada sadece çocukların kişisel verilerinin paylaşılması üzerine bir “influencerlık” faaliyeti yürütüldüğünü, paylaşım ve beğenilerle de bunun yaygınlaşmasına katkı sağlandığını söyledi.

Çoban, “Burada çocuğun yetişkinliğinde oluşacak kimliğine, ebeveyn eliyle bir müdahale söz konusu. Aynı zamanda bu veriler yayıldıkça kötüye kullanımın önü açılmış oluyor” dedi ve ebeveynin sorumluluğuna dair iç hukukta net bir düzenleme olmadığına dikkat çekti.

“Çocuğu üstün yararı ile ters düşüyor”

Avukat Ezgi Sivrikaya ise “Çocuğun kişisel verisini paylaştığımızda, kabul gören görüş, kişisel verinin özel hayatın gizliliği ve mahremiyet hakkı kapsamında olduğu ve bunun ihlal edildiği yönünde” dedi. Mahkemelerin ise özel hayat vurgusuyla karar verdiğini belirten Sivrikaya, şunları söyledi: “İnsan Hakları Sözleşmesi, ifade hürriyetinin mutlak olmadığını, belli koşullarda kısıtlanabildiğini söylüyor. Mutlak olmayan ve belli noktalarda kısıtlanabilen bir hakkı, çocuğa dair veri paylaşımında, çocuğun mahremiyetinin üstünde tutmanız, çocuğun üstün yararıyla ters düşüyor. Dolayısıyla ailelerin bu noktada yaptığı savunmalar boşa düşüyor. Çocuğa dair birtakım profillemeler yapılıyor. Ne kadar uğraşsanız da sonsuza kadar dijital mecrada kalmaya mahkum bir veri haline geliyor.”

Yetkili makama başvurup bir paylaşımın kaldırılmasını isteseniz bile risklerin devam ettiğine dikkat çeken Sivrikaya, “Bunu 24 saatliğine paylaştım, tekrar karşıma çıkmaz derseniz; takipçileriniz ekran görüntüsü veya video kaydı alabilir” diye konuştu.

“Kimse çocuğu parkta bırakıp gitmiyor ama…”

Avukat Tuğçe Taşçı ise yaptığı sunumda, çocukların kişisel haklarının korunmasında veri sorumlusunun ebeveyn olduğunu belirtti. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda kişinin kendisi ve aynı hane dışındaki herkesin “üçüncü kişi” olarak tanımlandığını vurgulayan Taşçı, ergenlik çağındaki çocuğunun sosyal medya hesabından bir görsel alıp paylaşan annenin de sorumluluktan kaçamayacağını vurguladı. Taşçı, hasta çocuklar için sosyal medya üzerinden yürütülen kampanya paylaşımlarına ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

SMA’lı çocuklarla ilgili bir sürü paylaşım yapılıyor. Ancak bu durum ileride ne kadar sorun yaratacak? Belki yüzleri kapatılarak paylaşılabilir. Çocuk, gelecekte o hastalıkla neler yaşadığını hatırlamak istemeyebilir. Çocukları kimse parka götürdüğünde bırakıp gitmiyor. Ama bunu neden çevrimiçi ortamlarda gerçekleştiriyoruz? Oraya koyduğumuz bir resim, parkta terk edilen çocuk misali. Çünkü o resmin kimin eline geçip, ne şekilde değerlendirileceğini tahmin etmek mümkün değil.

Uygulamalar, mahremiyeti düşünerek tasarlanmalı

Dr. Murat Uçak ise gizlilik ihlalinin gerçekleşmeden öngörülüp engellenmesi gerektiğine dikkat çekti. Uçak, “Gizlilik varsayılan ayar olmalı, sistemde aktif harekette bulunmadan gizlilik en yüksek seviyede korunacak şekilde ayarlanmalı. Yani biz istiyorsak kamera, mikrofon gibi ayarları açmalıyız” dedi.

Uçtan uca güvenlik sistemleri güvenlik sisteminde veri işlenirken, mesajın giderken veya alıcıya ulaştığında şifrelendiğine işaret eden Uçak, bu sistemlerin çocuk platformlarında da uygulanması gerektiğine ve çocukları aydınlatmanın yükümlülük olduğuna dikkat çekti. Hangi verilerin işlendiği, nereye aktarıldığı, niçin kullanıldığının net olarak anlatılması gerektiğine işaret eden Uçak, “kabul” butonunun büyük harflerle, “ret” butonun küçük harfle belirtildiği rıza metinlerinin cezai yaptırıma tabii olmasına dair öneri yaptı.

“Çocuğun bilinçli ebeveyne ihtiyacı var”

Klinik Psikolog Nergiz Özdemir Eke, çocukların bireysel özerkliği olsa da, 5 yaşındaki bir çocuğun her oyuna giremeyeceğini, bunun için de bilinçli ebeveyne ihtiyacı olduğunu vurguladı. “Dijital platformların okul koridoru olmadığı unutulmamalı. Koridorda tehlikeyle karşılaştığında kaçabilir, ama dijital ortamda kaçamıyor” diyen Eke, özellikle ortaokullarda yaygın olan akran zorbalığına dikkat çekti. Akran zorbalığının çevrimiçi platformlarda, gruplar arasında yapıldığına dikkat çeken Eke, zorbalığa uğrayan çocukta gözlenebilecek değişimleri, “Çocuk içine kapanıp, suçluluk duygusu yaşıyor. Uyku düzeni değişiyor, agresifleşiyor, iştah durumunda değişiklik yaşanıyor. Daha küçük çocukların ise oyunları değişiyor” sözleriyle anlattı.

Sosyal medyanın çocuklarda yetersizlik ve değersizlik duygusu yarattığını kaydeden Eke, bir gönderiye aldığı beğeni ve yorumla kendisini tanımlayan çocuklara karşı, “Mesela kepçe kulakları olan çocuğa, ama gözlerin ve konuşman çok güzel gibi dengeleyiciler verilmeli” dedi. 9.Köy

Paylaş